Zuhûrî Ahmed Efendi'yi Amasya'dan ayıran, Yâ Vedûd Tekkesi'nin şeyhliği üzerine açılan bir davadır. Küçük yaşta yetim kalmış, bir Bolulu hocanın himayesinde yetişmiş ve bu tekkede Halvetî şeyhliğine kadar yükselmişti; ardından Bolu'ya yerleşip orada tekke açtı, müftü oldu ve 1159'da (1746) bu görevdeyken öldü. Hayatını bugün yalnız Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydından biliyoruz. Hüsameddin onu "meşâhîr-i ulemâdan, sâlih, zâhid, fakîh, müteşerri' ve şâir" diye tanıtır ve "ilâhiyâtı vardır" diye ekler; bu ilahilerden hiçbiri bugün bilinmiyor.
Hüsameddin'in Kaydı
Kaynağını Hüsameddin maddenin ilk cümlesinde kendisi söyler: Zuhûrî'nin vakfiyesi ile Şeyh Alizâde Hâfız Seyyid Ahmed Rüşdü Efendi'nin zeyli. Kayıt on birinci cildin sonlarında, "zı" harfiyle başlayan adlar arasında yer alır ve sitede Zuhûrî Ahmed Efendi-Halvetî adıyla ayrıca yayımlanmıştır:
Vakfiyesinde mezkûr olduğu ve tercemesi Şeyh Alizâde Hâfız es-Seyyid Ahmed Rüşdi Efendi zeylinde yazıldığı üzere Amasyalı Şa'bân'ın oğludur. Küçük yaşında babasının vefâtıyla Yakut Paşa imâreti ve Mehmed Paşa Câmii kürsi şeyhi olan Bolulu İbrâhim Efendi'nin himâyesinde büyüdü. İbrâhim Efendi'den okuyup Yâ Vedûd Tekkesi şeyhi Hacı Mustafa Efendi'den Halvetî Tarîki âdabını gördü. Bundan müstahlef olduğundan 1121'de mumâ-ileyhin vefâtında yerine şeyh olan oğlu Mehmed Çelebi'ye vekîl ve bir müddet sonra mezkûr tekke şeyhi oldu. Ancak Mehmed Çelebi da'vâ ederek birkaç defa ref' ve nasb edildiğine canı sıkılıp İstanbul'a gitdi. Üsküdar'da şeyh Nasûhî Mehmed Efendi Tekkesi'nde ikâmet ve bundan da ahz-ı hilâfet ederek şeyhinin tavsiyesiyle Bolu'ya gitdi. Orada ilmi, hüsn-i hâli, talâkat-ı lisânıyla kendisini tanıtıp Gülyüzü Mahallesi'nde ikâmet ve burada bir tekke uyarıp kesb-i şöhret etdi. Mezkûr mahallede kâin Mehmed Paşa Câmii kürsi şeyhi oldu. 1148'de yine İstanbul'a gidip Nasûhî Tekkesi'nde kaldı. Sonra avdet edib vazîfe-i meşîhatle meşgûl iken Bolu müftüsü oldu. Eşrâf ve halkın merğûbu olarak 1159'da vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan, sâlih, zâhid, fakîh, müteşerri' ve şâir idi. Hâne ve dükkânlarını tekkesi mesâlihine vakfetdi. İlâhiyâtı vardır.
Günümüz Türkçesiyle: Vakfiyesinde geçtiği ve hayatı Şeyh Alizâde Hâfız Seyyid Ahmed Rüşdü Efendi'nin zeylinde yazıldığı üzere Amasyalı Şaban'ın oğludur. Küçük yaşta babası ölünce Yakut Paşa imaretinin ve Mehmed Paşa Camii'nin kürsü şeyhi olan Bolulu İbrâhim Efendi'nin himayesinde büyüdü. İbrâhim Efendi'den okudu, Yâ Vedûd Tekkesi şeyhi Hacı Mustafa Efendi'den de Halvetî yolunun adabını öğrendi. Ondan halifelik aldığı için 1121'de şeyhin ölümü üzerine yerine şeyh olan oğlu Mehmed Çelebi'ye vekil, bir süre sonra da adı geçen tekkenin şeyhi oldu. Fakat Mehmed Çelebi dava açınca birkaç kez görevden alınıp yeniden atanmasına canı sıkıldı ve İstanbul'a gitti. Üsküdar'da Şeyh Nasûhî Mehmed Efendi'nin tekkesinde kaldı, ondan da halifelik alarak şeyhinin tavsiyesiyle Bolu'ya gitti. Orada bilgisi, güzel hâli ve konuşmasının akıcılığıyla kendini tanıtıp Gülyüzü Mahallesi'ne yerleşti, burada bir tekke kurarak ün kazandı. Aynı mahalledeki Mehmed Paşa Camii'nin kürsü şeyhi oldu. 1148'de yine İstanbul'a gidip Nasûhî Tekkesi'nde kaldı. Sonra dönüp şeyhlik göreviyle meşgulken Bolu müftüsü oldu. Eşrafın ve halkın sevgisini kazanmış olarak 1159'da öldü. Ünlü bilginlerdendi; salih, zahit, fıkıh bilgini, şeriata sıkı bağlı ve şairdi. Evlerini ve dükkânlarını tekkesinin giderlerine vakfetti. İlahileri vardır.
Hayatı
Babasının adının Şaban olduğundan başka, Zuhûrî'nin ailesi ve doğum yılı hakkında bir şey bilinmiyor. Hayatının ilk yarısı Amasya'da geçmiştir. Onu yetiştiren İbrâhim Efendi Bolu'dandır ve Hüsameddin'in kaydına göre Amasya'da Yakut Paşa imaretinde ve Mehmed Paşa Camii'nde kürsü şeyhliği yapıyordu. Zuhûrî'nin yıllar sonra Bolu'ya yerleşmesinde bu ilk hocanın memleketinin bir payı olup olmadığı maddede söylenmez; Hüsameddin bu kararı Üsküdar'daki şeyhinin tavsiyesine bağlar.
Halvetî yoluna Amasya'daki Yâ Vedûd Tekkesi'nin şeyhi Hacı Mustafa Efendi'nin yanında girmiştir. Hacı Mustafa Efendi'nin 1121'de (1709) ölümünden sonra tekkenin yönetimi şeyhin oğlu Mehmed Çelebi'ye geçmiş, Zuhûrî önce onun vekili, ardından tekkenin şeyhi olmuştur. Mehmed Çelebi'nin açtığı dava ve birkaç kez tekrarlanan azil ve tayinler, Zuhûrî'nin Amasya'dan ayrılmasının doğrudan sebebidir. İstanbul'da Şeyh Nasûhî Mehmed Efendi'nin Üsküdar'daki tekkesine yerleşmiş ve ondan ikinci bir halifelik almıştır.
Bolu'da Gülyüzü Mahallesi'nde kendi tekkesini kuran Zuhûrî, aynı mahalledeki Mehmed Paşa Camii'nin kürsü şeyhi olmuş, 1148'de (1735-36) İstanbul'a yeniden gidip Nasûhî Tekkesi'nde bir süre kalmış, döndükten sonra Bolu müftülüğüne getirilmiştir. Evlerini ve dükkânlarını tekkesinin giderlerine vakfetmiştir. Hüsameddin'in kaynak olarak andığı vakfiye budur; ne zaman düzenlendiği kayıtta yer almıyor.
Kaynağı: Rüşdü Efendi'nin Zeyli
Zuhûrî'nin hayatını kaydeden Şeyh Alizâde Seyyid Ahmed Rüşdü Efendi, dedesi Müderris Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresine bir zeyl yazmış Amasyalı bir şairdir; sitedeki sayfası Rüşdü Ahmed Efendi (Şeyh Alizâde) başlığını taşır. O sayfaya göre zeyli yazan Rüşdü Efendi de 1159'da ölmüştür. Zuhûrî de aynı yıl ölmüştür; Hüsameddin onun ölüm tarihini zeylden mi, vakfiyeden mi aldığını belirtmez. Zeyl, Abdî Efendi'nin tezkiresi gibi Hüsameddin'in elindeyken bir yangında kaybolmuştur.
Şiiri
Zuhûrî Ahmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "ilâhiyâtı vardır" sözü onun ilahiler yazdığını bildirir, ama tek bir metin vermez. Zuhûrî mahlaslı bir ilahiyi bu Halvetî şeyhine bağlayan bir kayıt da bulunamadı.
Kronoloji
1121 (1709): Şeyhi Hacı Mustafa Efendi ölür; Zuhûrî, oğlu Mehmed Çelebi'nin vekili ve sonra Yâ Vedûd Tekkesi şeyhi olur.
1148 (1735-36): Bolu'dan yeniden İstanbul'a gider, Nasûhî Tekkesi'nde kalır.
1159 (1746): Bolu müftüsüyken ölür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 354-356 (e-kitap s. 469), "Zuhûrî Ahmed Efendi-Halvetî" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page469.html
Çevrimiçi kaynaklar
