Özgün Metin

Vezin: Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

Pend ile meşġûl iken ḳapdı göñül ṭıflını
Bir güzeliñ ḥüsni kim görmemişem mis̱lini
Eylemek teşbîh ḫaṭâ serve anıñ boyını
Kim degişür ‘anbere ruḫlarınıñ bûyını
Dürr-i ‘aden dişine dinse sezâdır sezâ
Ḳaşına seyf-i Yemen dinmege ġâyet be-câ
Zülf ile setr eylese rûy-ı ḳamer tâbını
Ẓulmet içinde ḳoyar ḳaşları mihrâbını
Medrese-i ‘aşḳda cem‘ olup ehl-i ‘uḳûl
Mes̱’ele-i zülfiniñ ḥalline bulmadı yol
Vaṣfını taḥrîre yoḳ ṭâḳatı hîç ḫâmeniñ
Reşkden ḳapḳaradur iki yüzi nâmeniñ
İşte ‘inân-ı ḫıyâr çıḳdı elimden bu dem
Vaṣlını istemeyüp Kâmilâ ḳande gidem

Günümüz Türkçesiyle

1. Öğütle meşgulken gönlümün çocuğunu bir güzelin güzelliği kaptı; öyle bir güzellik ki benzerini görmemişim.

2. Onun boyunu serviye benzetmek hatadır; yanaklarının kokusunu kim anbere değişir.

3. Dişine Aden incisi dense yeridir, yeridir; kaşına Yemen kılıcı denmesi pek yerindedir.

4. Ay parlaklığındaki yüzünü zülfüyle örtse, kaşlarının mihrabını karanlıkta bırakır.

5. Akıl sahipleri aşk medresesinde toplandılar, zülfünün meselesini çözmeye yol bulamadılar.

6. Kalemin onun vasfını yazmaya hiç gücü yoktur; kıskançlıktan mektubun iki yüzü de kapkaradır.

7. İşte seçme iradesinin dizgini şimdi elimden çıktı; ey Kâmil, onun vuslatını istemeyip nereye gideyim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik bu mesnevi "müfte‘ilün fâ‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; aynı kalıp Kâmil Efendi'nin üçüncü mesnevisinde de kullanılır. Her beyit kendi içinde kafiyelidir ("ṭıflını / mis̱lini", "boyını / bûyını", "tâbını / mihrâbını"). Beşinci beyitteki "‘uḳûl / yol" eşleşmesi tam bir kafiye sayılmaz; bu bizim tespitimizdir. Mahlas yedinci beyitte geçer. Avni Erdemir şairin aruz kullanımındaki tasarrufları göstermek için örneklerini bu şiirden seçer. İkinci beyitte "eylemek" kelimesinin "-mek" hecesi kapalı olduğu hâlde açık okunur, "bûy" kelimesi bir buçuk hece yerine tek hece sayılır. Altıncı beyitte "hîç" ve "reşkden" kelimelerinde benzer kısaltmalar, birkaç kısa hecede de uzatmalar vardır. Yedinci beyitte "ḫıyâr" kelimesinin ikinci hecesi ve "Kâmilâ"daki uzun hece kısaltılır. Erdemir bu son örneği "G1/7" diye gösterir; beyit, makalenin metin bölümünde bu mesnevinin yedinci beytidir.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, öğüt vermekle meşgul olan şairin gönlünü bir güzelin kapmasıyla açılır. Erdemir'e göre Kâmil Efendi burada divan şiirinin sevgiliye ait benzetmelerini kullanır ve bu güzelin boyunu serviye benzetmenin bile hata sayılacağını söyler. Aden incisi diş, Yemen kılıcı kaş, ay yüz ve gece karanlığı gibi zülüf, divan şiirinin bilinen mazmunlarıdır. Dördüncü beyitte kaş mihraba benzetilir; zülüf yüzü örtünce mihrap karanlıkta kalır. Beşinci beyitteki "medrese-i ‘aşḳ" ve "mes̱'ele" sözleri medrese dilinden alınmıştır: akıllılar toplanır, ama zülfün "meselesini" çözemez. Bir müderrisin şiirinde bu imgenin yer alması dikkat çekicidir; bu gözlem bizimdir. Altıncı beyitte mürekkeple yazılmış mektubun kararan iki yüzü, hem yazının siyahlığını hem de kıskançlıktan "yüzü kara" olmayı anlatır. Son beyitte şair iradesini yitirdiğini söyler ve kendi mahlasına seslenir. Erdemir'in bütün şiirler için yaptığı genel değerlendirmeye göre bu güzellik tasvirinin altında da ilâhî aşk vardır.

Kaynakça

  • Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 178 (metin), s. 168-169 ve 171-172 (şiir hakkında), doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
  • Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, s. 4-5 (müellif hattı).

Çevrimiçi kaynaklar