Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Dilberi celb eylemekse niyyetiñ ‘âşıḳ eger
Siḥr ü efsûn zaḥmetiyle ẕâtıña virme żarâr
Bul anı kim yâri celb aġyârı hem tefrîk ider
Bir mü’es̱s̱ir nüsḫadır kim nâmı anıñ sîm ü zer
Ḳanḳı maḥbûba virürseñ sîne bendin tîz çözer
Dil-rübâyı âġûş-ı aġyârda gördüm seḥer
[Ḥu]bb-ı nâza mübtelâ serḫôş-veş meh-veş batar
Sîm ü zer almış eline bûse’i ḳandan ṣatar
Bir mü’es̱s̱ir nüsḫadır ki nâmı anıñ sîm ü zer
Ḳanḳı maḥbûba virürseñ sîne bendin tîz çözer
La‘lini ṣunmış raḳîbiñ aġzına aldım ḫaber
Nâz u istiġnâ ile âhû gözün ṭurmaz süzer
Kîsesinden aḳçeniñ cevdetlisin bir bir seçer
Bir mü’es̱s̱ir nüsḫadır ki nâmı anıñ sîm ü zer
Ḳanġı maḥbûba virürseñ sîne bendin tîz çözer
Tîr-i âhımdan ‘aceb dil-ber niçün itmez ḫaẕer
Pîş-i aġyâre oturmuş ḳatlime fermân yazar
Bed-raḳîbân ceybine çün ṣurre-i zerrîn atar
Bir mü’es̱s̱ir nüsḫadır ki nâmı anıñ sîm ü zer
Ḳanḳı maḥbûba virürseñ sîne bendin tîz çözer
Eşk-i çeşmim ṭurmayup cûlar gibi dâ’im aḳar
Gül‘iẕârıñ nâr-ı hecri her nefes sînem yaḳar
Pâresin aḫẕ eyleyüp illerle ol keyfin çatar
Bir mü’es̱s̱ir nüsḫadır ki nâmı anıñ sîm ü zer
Ḳanġı maḥbûba virürseñ sîne bendin tîz çözer
Rişte-i taḥrîre Kâmil sîm ü zerle dür düzer
O cefâ-pîşe eger luṭf eyleyüp itse naẓar
Terk idüp aġyârı derḥâl sûyuma eyler güzer
Bir mü’es̱s̱ir nüsḫadır ki nâmı anıñ sîm ü zer
Ḳanġı maḥbûba virürseñ sîne bendin tîz çözer
Günümüz Türkçesiyle
1. Âşık, eğer niyetin bir dilberi kendine çekmekse sihir ve büyü zahmetiyle kendine zarar verme; sevgiliyi çeken, ağyarı da ondan ayıran şeyi bul. O, adı altın ve gümüş olan etkili bir reçetedir; hangi sevgiliye verirsen göğsünün bağını hemen çözer.
2. Gönül alanı seher vakti ağyarın kucağında gördüm; naz sevdasına tutulmuş, sarhoş gibi, ay gibi batıyor; eline altın gümüşü almış, öpücüğü kime satıyor. O, adı altın ve gümüş olan etkili bir reçetedir; hangi sevgiliye verirsen göğsünün bağını hemen çözer.
3. Haber aldım, la'l dudağını rakibin ağzına sunmuş; naz ve istiğna ile ceylan gözünü durmadan süzer; akçenin en iyisini kesesinden bir bir seçer. O, adı altın ve gümüş olan etkili bir reçetedir; hangi sevgiliye verirsen göğsünün bağını hemen çözer.
4. Şaşılacak şey, dilber âhımın okundan neden sakınmaz; ağyarın önüne oturmuş, benim katlime ferman yazar; çünkü kötü rakipler onun cebine altın keseler atar. O, adı altın ve gümüş olan etkili bir reçetedir; hangi sevgiliye verirsen göğsünün bağını hemen çözer.
5. Gözümün yaşı durmadan ırmaklar gibi akar; gül yanaklının ayrılık ateşi her nefes göğsümü yakar; o ise paralarını alıp ellerle keyif çatar. O, adı altın ve gümüş olan etkili bir reçetedir; hangi sevgiliye verirsen göğsünün bağını hemen çözer.
6. Kâmil yazı ipliğine altınla gümüşle inci dizer; o cefa huylu, lütfedip bir bakarsa ağyarı hemen bırakıp benim yanıma geçer. O, adı altın ve gümüş olan etkili bir reçetedir; hangi sevgiliye verirsen göğsünün bağını hemen çözer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı bentlik bir muhammestir, yani her bendi beş mısradan oluşan bir musammattır. "Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Her bendin son iki mısraı aynen tekrarlanır; bu tür muhammeslere nakaratlı ya da mütekerrir muhammes denir. Bütün bentler "-er / -ar" sesiyle kafiyelenir: "eger, żarâr, ider", "seḥer, batar, ṣatar" gibi. Mahlas altıncı bentte geçer. İkinci bendin ikinci mısraının başı yazmada okunamadığı için Avni Erdemir onu köşeli ayraç içinde "[Ḥu]bb-ı" diye tamamlamıştır. Nakaratta "Ḳanḳı" ve "Ḳanġı" yazımları yazmadaki gibi değişerek geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Erdemir bu şiirde Kâmil Efendi'nin sevgili ile rakip ilişkisi içinden bir toplum eleştirisi yaptığını söyler. Güzeller artık altın ve gümüşün peşindedir; âşığın sevgiliye ulaşmasının yolu ne sihirdir ne büyü. Sevgiliyi rakipten ayırıp âşığa yaklaştıracak en etkili ilaç altın ve gümüştür, hangi sevgiliye verilse göğüs bağını çözer. Nakarattaki "nüsḫa" kelimesi hem muska ya da reçete hem de yazılı metin anlamına gelir; şiir bu iki anlam arasında gidip gelir. Bu tespit bizimdir.
İkinci, üçüncü ve dördüncü bentler sahneyi somutlaştırır: sevgili seher vakti ağyarın kucağındadır, dudağını rakibe sunar, kesedeki akçelerin iyisini seçer, rakipler cebine altın keseler atar. Âşık ise âh okları atar, gözyaşı ırmak gibi akar. Divan şiirinin rakip ve ağyar tipleri burada parayla gönül alanlar olarak çizilmiştir. Altıncı bentte Kâmil kendisini anar. Erdemir'e göre altının ve gümüşün sevgiliye kavuşmada en etkili ilaç olduğunu bilen şair, yazı ipliğine altın, gümüş ve inci dizer; o zalim sevgili bir lütfedip baksa, bu ipliğe dizilmiş inciyi görür ve rakibi bırakıp Kâmil'in tarafına geçer. Bent, şairin elindeki tek servetin sözü olduğunu da söyler gibidir; altın ve gümüşle süslenmiş bir yazı, rakibin kesesine karşı konmuş değerli bir şiirdir. Bu son okuma bizimdir. Şiirin bir medrese hocasının defterinde yer alması, alaycı bir dille yazılmış bu eleştiriye ayrı bir ağırlık katar.
Kaynakça
- Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 187-188 (metin), s. 173 (şiir hakkında), doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
- Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, s. 20-22 (müellif hattı).
Çevrimiçi kaynaklar






