Özgün Metin

Vezin: Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

Aldım ele nâmeñi baş ayaḳ itdüm naẓar
Dildeki âteşiñe ḫaylice itdim keder
Ḫâcecigim ba‘d ez-în ben seni itmem ḫazîn
Ḫidmet ile ẕâtıña göñlüñ idem zîb ü zîn
Âteş-i firḳat ile cân u diliñ yaḳmazam
Her kişiniñ pâyına ṣu gibi ben aḳmazam
Kûşe-i hicrânda ḫâṭırın itmem ḫarâb
Her söziñe virmezem ba‘demâ acı cevâb
Şem‘-i ruḫumdan imiş rûz şeb tâb-ı diliñ
Şevḳ ile maḫlûṭ imiş añladım âb u giliñ
Ṣıdḳda mümtâzsıñ şevḳda serbâzsıñ
Ṭutmada her emrimi ‘âşıḳ-ı bî-nâzsıñ
Bu gice teşrîf idem külbe-i aḫzânıñı
Vaṣl ile âbâd idem hem dil-i vîrânıñı
Ḥâl-i diliñ ṣorayım pâyiñe yüz süreyim
Âteş-i ḥasret ile niçedir ol göreyim
Tâ ki ḫulûṣ-ı diliñ Kâmil idem özüme
Baḳasın leyl ü nehâr yüzüme hem gözüme

Günümüz Türkçesiyle

1. Mektubunu elime aldım, baştan ayağa göz gezdirdim; gönlündeki ateşe epeyce üzüldüm.

2. Hocacığım, bundan sonra seni hüzünlendirmem; hizmetimle gönlünü süsleyip donatayım.

3. Ayrılık ateşiyle canını ve gönlünü yakmam; ben herkesin ayağına su gibi akmam.

4. Ayrılık köşesinde gönlünü yıkmam; bundan sonra her sözüne acı cevap vermem.

5. Gönlünün gece gündüz yanışı benim yanağımın mumundanmış; anladım ki senin su ve toprağın (yaratılışın) şevkle yoğrulmuş.

6. Sadakatte seçkinsin, şevkte başını ortaya koyan bir yiğitsin; her emrimi tutmakta naz etmeyen bir âşıksın.

7. Bu gece hüzün kulübeni şereflendireyim; vuslatla yıkık gönlünü de şenlendireyim.

8. Gönlünün hâlini sorayım, ayağına yüz süreyim; hasret ateşiyle ne hâldedir, onu göreyim.

9. Ta ki gönlünün samimiyetini kendime kâmil (tam) kılayım; gece gündüz yüzüme ve gözüme baksın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Dokuz beyitlik mesnevi "müfte‘ilün fâ‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Beyitler kendi içinde kafiyelidir ve birçok beyitte kafiye mısra ortasına da taşınır: "yaḳmazam / aḳmazam", "mümtâzsıñ / serbâzsıñ", "ṣorayım / süreyim / göreyim". Mahlas son beyitte geçer. Avni Erdemir şiirin metnini verir, ama hakkında ayrıca bir değerlendirme yapmaz; kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin konuşanı âşık değil, sevgilidir. İlk beyitte sevgili âşığın gönderdiği mektubu baştan sona okuduğunu, içindeki ateşe üzüldüğünü söyler; sonraki beyitlerde artık onu üzmeyeceğine, acı cevap vermeyeceğine, o gece hüzün kulübesine geleceğine söz verir. Divan şiirinde âşığın sevgiliye yazdığı mektuplar çok görülür; burada ise cevap tarafı kurulmuştur. Bu okuma ve aşağıdaki gözlemler bizimdir.

İkinci beyitteki "Ḫâcecigim" hitabı dikkat çeker. Kelime "hocacığım" demektir ve sevgilinin âşığına bir hoca gibi seslendiğini gösterir. Şiirin bir müderris ve vaiz tarafından yazıldığı düşünülürse hitap, şairin kendisini sevgilinin ağzından andığı bir şaka gibi de okunabilir. Üçüncü beyitte ateş ile su karşı karşıya gelir: sevgili âşığı ayrılık ateşinde yakmayacağını, ama herkesin ayağına su gibi de akmayacağını söyler; yani lütfu yalnız sadık âşığadır. Beşinci beyitteki "âb u gil" (su ve balçık) insanın yaratılışını anlatan bilinen bir deyimdir; âşığın varlığının şevkle yoğrulduğunu söyler. Altıncı beyitteki "serbâz" başını ortaya koyan yiğit demektir.

Son beyitte "Kâmil idem" sözü hem "tam kılayım" anlamına gelir hem de şairin mahlasını taşır; samimiyetin kemale ermesi ile Kâmil'in adı aynı kelimede buluşur. Kâmil Efendi'nin Divançe'yi bir "ayrılık mektubu" diye tanıttığı düşünülürse, mektup ve cevap üzerine kurulan bu mesnevi eserin genel kurgusuna da uygun düşer.

Kaynakça

  • Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 178-179, doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
  • Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, s. 50-51 (müellif hattı).

Çevrimiçi kaynaklar