Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Varayım aġlayaraḳ pâyına yüzler süreyim
Buña bâ’is̱ ne imiş bâri dilimle ṣorayım
Var ise cürmüm eger dehrde ben ne ṭurayım
Bu şirîn cânımıñ itlâfını lâyıḳ göreyim
Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım
Cânı cânânıma bir peyk ile tîz göndereyim
Kendim ‘azm itsem eger şimdi ṭaḳup boynuma ṭavḳ
Belki söyletmeden evvel ura bu sîneme oḳ
Ey ṣabâ sen biliñ ol yâr ile var bunca ḥuḳûḳ
Yüz süre pâyiñe var ḥâlimi ‘arż eyle çabuḳ
‘Afv iderse ṣuçumı gerçi bugünden tezi yoḳ
Yoḫsa bir merkez-i ẓulme idecekse o lüḥûḳ
Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım
Cânı cânânıma bir peyk ile tîz göndereyim
Seyf-i ebrûyı çeküp ḫışmile ol ḥüsn-i melek
Cânımı ister imiş vay baña virmem ne dimek
Söylesün her ne ise söyle benim cürmümi tek
Ḳalmayım bâri ṭeḥayyürde emân maḥşere dek
Râżıyım ben de ne çâre bu deyü ḥükm-i felek
Cümle itdiklerimi dünyede buldum diyerek
Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım
Cânı cânânıma bir peyk ile tîz göndereyim
Var ṣabâ ṣor bu benim ḳatlime fermân ne imiş
Cânımı istemede maḳṣad-ı cânân ne imiş
Görelim kûy-ı ‘adûda bize bühtân ne imiş
Virse de bir iki gün ḳatlime meydân ne imiş
Kendi isterse eger cânımı bir cân ne imiş
Eylemek cânımı cânânıma ḳurbân ne imiş
Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım
Cânı cânânıma bir peyk ile tîz göndereyim
Ḫalḳ olunmaḳda iken ins ü melek arż u semâ
Gelmeden ketm-i ‘ademden bu tenim ‘âleme tâ
Alnıma ḫâme-i ḳudretle yazılmış bu ḳażâ
‘Afvımı itme ṣabâ nâfile ol yâre ricâ
Belki ḥaḳḳımda budur çâre ne taḳdîr-i Ḫudâ
Kâmilâ ben de aña göstereyim rû-yı rıżâ
Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım
Cânı cânânıma bir peyk ile tîz göndereyim

Günümüz Türkçesiyle

1. Ağlayarak varayım, ayağına yüzler süreyim; buna sebep neymiş, bari kendi dilimle sorayım; eğer bir suçum varsa dünyada ben ne duracağım, bu tatlı canımın telef edilmesini layık göreyim. Kılıcımı çekip kendime kendim vurayım; canı cânânıma bir haberciyle çabucak göndereyim.

2. Eğer şimdi boynuma halka takıp kendim yola çıksam, belki daha konuşturmadan göğsüme ok vurur. Ey saba, sen bilirsin, o yâr ile aramızda nice hak hukuk var; var, ayağına yüz sür, hâlimi çabucak arz et. Suçumu affederse zaten bugünden daha erkeni yoktur; yoksa o bir zulüm yerine katılacaksa, kılıcımı çekip kendime kendim vurayım; canı cânânıma bir haberciyle çabucak göndereyim.

3. O melek güzelliğindeki, kaşının kılıcını öfkeyle çekip canımı istiyormuş; vay bana, vermemek ne demek. Ne ise söylesin, benim suçumu bir söylesin de bari mahşere kadar şaşkınlık içinde kalmayayım, aman. Ben de razıyım, ne çare, feleğin hükmü budur diyerek; dünyada ne ettiysem karşılığını buldum diyerek kılıcımı çekip kendime kendim vurayım; canı cânânıma bir haberciyle çabucak göndereyim.

4. Var ey saba, sor: benim katlime ferman neymiş; canımı istemekte cânânın maksadı neymiş; düşmanın mahallesinde bize atılan iftira neymiş görelim; bir iki gün mühlet verse, katlime meydan neymiş. Kendisi canımı isterse bir can nedir ki; canımı cânânıma kurban etmek nedir ki. Kılıcımı çekip kendime kendim vurayım; canı cânânıma bir haberciyle çabucak göndereyim.

5. İnsan ve melek, yer ve gök yaratılırken, bu bedenim yokluğun gizliliğinden âleme gelmeden önce bu kaza alnıma kudret kalemiyle yazılmış. Ey saba, affım için o yâre boşuna yalvarma; belki hakkımda çare budur, ne yapalım, Allah'ın takdiri. Ey Kâmil, ben de ona rıza yüzü göstereyim. Kılıcımı çekip kendime kendim vurayım; canı cânânıma bir haberciyle çabucak göndereyim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Müsemmen, bentleri sekiz mısradan oluşan musammattır. Bu şiir beş bentlik, nakaratlı bir müsemmendir ve "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Her bendin ilk altı mısraı kendi arasında kafiyelenir, son iki mısra "Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım / Cânı cânânıma bir peyk ile tîz göndereyim" nakaratıdır. İlk bent altı mısradır. Avni Erdemir'e göre bu bendin iki mısraı eksiktir; şiirin bulunduğu sayfa yazmaya sonradan yapıştırılmış olmalıdır. Mahlas beşinci bentte geçer. Erdemir şiiri musammatlar arasında ikinci sırada verdiği için başlığında "2. Müsemmen" yazar; Kâmil'in bilinen tek müsemmeni budur.

Erdemir bu şiirden iki dil özelliği aktarır. İkinci bendin ilk mısraında şair Arapça "‘azm" kelimesindeki ayın harfini Türkçe söyleyişe uyarak yok sayar ve önceki kelimeyle ulama yapar. Aynı bentteki "sen biliñ" ve "bunca ḥuḳûḳ" ise Erdemir'in yerel söyleyiş olarak gösterdiği örneklerdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, sevgilinin âşığın canını istediği haberi üzerine kurulur. Âşık önce suçunu sormak ister, sonra saba yelini haberci yapar. Erdemir dördüncü bendin anlamını şöyle aktarır: âşık sabaya "benim katlime ferman neymiş, canımı istemekte sevgilinin maksadı neymiş, rakibin köyünde bize atılan iftira neymiş, var öğren" der; sevgili zahmet çekmesin, kılıcını çekip kendine kendisi vursun ve canını bir haberciyle sevgiliye çabucak göndersin. Saba yeli divan şiirinde âşık ile sevgili arasında haber taşıyan bilinen bir aracıdır.

Üçüncü bentte kaş bir kılıca benzetilir; sevgili "seyf-i ebrû"sunu çekmiştir. Aynı bentte âşık, dünyada ne ettiyse onu bulduğunu söyleyerek feleğin hükmüne razı olur. Beşinci bent bu rızayı ezele bağlar: insan ve melek, yer ve gök yaratılırken bu kaza âşığın alnına kudret kalemiyle yazılmıştır, sabanın yalvarması boşunadır. Erdemir'in bütün şiirler için söylediği gibi sevgiliye ait kelimeler burada da tasavvufî bir anlam taşır; canın sevgiliye kurban edilmesi ve takdire rıza, ilâhî aşkın diliyle okunabilir. Nakaratın her bentte tekrarlanması, âşığın kararını şiir boyunca değişmeyen bir yemin gibi duyurur; bu son değerlendirme bizimdir.

Kaynakça

  • Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 188-189 (metin), s. 170 ve 173-174 (şiir hakkında), doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
  • Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, s. 87-88 (müellif hattı).

Çevrimiçi kaynaklar