Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Bir metâ‘-ı bî-bahâdır ey göñül kâlâ-yı ‘aşk
Serde püskülli belâdır ey göñül sevdâ-yı ‘aşḳ
Şol ezel bezminde kim îcâd olundı ‘aşḳ-ı pâk
Cebheme imlâ olındı ey göñül ṭuġrâ-yı ‘aşḳ
Câm-ı ‘aşḳı nûş idince yoḳdı bende iḫtiyâr
Pes baña dâd-ı Ḫudâdır ey göñül ṣaḥbâ-yı ‘aşḳ
Eşk-i çeşmin dâ’imâ ruḫsârına icrâ ider
Aġlamaḳla mübtelâdır ey göñül rüsvâ-yı ‘aşḳ
Ḳalbi reng-â-reng ider ḳavs-ı ḳuzaḥ-âsâ hemân
Beyt-i dilde bir cilâdır ey göñül ma‘nâ-yı ‘aşḳ
Niçe ‘âşıḳlar ḳırıpdır keştîsin bu lüccede
Sâḥili taḥte’s̱-s̱erâdır ey göñül deryâ-yı ‘aşḳ
Geçmeden cisr-i mecâzı ḥâṣıl olmaz ‘aşḳ-ı Ḥaḳ
Böyle yazılsa be-câdır ey göñül fetvâ-yı ‘aşḳ
Ḥasret-i dil-dâr ile itdim temâşâ ‘âlemi
Ravża-i bî-intihâdır ey göñül ṣaḥrâ-yı ‘aşḳ
Sâḥa-i ḳaṣr-ı dil-ârâda hemân pervâz ider
Ḳâṣıd-ı bezm-i ṣafâdır ey göñül ‘anḳâ-yı ‘aşḳ
Zülf-i yâriñ târını ṣad pâre itmekdir hüner
Telde biñ ḥikmet-nümâdır ey göñül monlâ-yı ‘aşḳ
Fikr ile intâc-ı eş‘âr eylemek ẓanneyleme
Cism ü cânı heb fedâdır ey göñül da‘vâ-yı ‘aşḳ
O perî-zâdı müsaḫḫar ḳılmaġa her dem çalış
Pek mü’es̱s̱ir bir du‘âdır ey göñül esmâ-yı ‘aşḳ
Ḳanḳı bir Kâmil ḳulı görse hemân mecnûn ider
Böyle bir ḥûrî-liḳâdır ey göñül Leylâ-yı ‘aşḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, aşkın malı paha biçilmez bir metadır; ey gönül, aşk sevdası başa gelen püsküllü bir beladır.

2. Ey gönül, temiz aşkın yaratıldığı o ezel meclisinde alnıma aşk tuğrası yazıldı.

3. Aşk kadehini içince bende irade kalmadı; ey gönül, o hâlde aşk şarabı bana Allah'ın bir bağışıdır.

4. Aşkın rezil ettiği kişi gözyaşını durmadan yanağına akıtır; ey gönül, o ağlamaya tutulmuştur.

5. Aşkın anlamı kalbi gökkuşağı gibi renk renk eder; ey gönül, gönül evinde bir cilâdır.

6. Nice âşıklar bu engin denizde gemisini kırmıştır; ey gönül, aşk denizinin kıyısı yerin dibidir.

7. Mecaz köprüsünden geçmeden Hak aşkı elde edilmez; ey gönül, aşkın fetvası böyle yazılsa yeridir.

8. Sevgilinin hasretiyle âlemi seyrettim; ey gönül, aşkın çölü sonu olmayan bir bahçedir.

9. Aşkın Ankâ kuşu, gönül süsleyenin köşkünün avlusunda hemen kanat çırpar; ey gönül, o safa meclisinin habercisidir.

10. Hüner, sevgilinin zülfünün telini yüz parçaya bölebilmektir; ey gönül, aşkın mollası bir telde bin hikmet gösterir.

11. Şiir üretmeyi düşünceyle olur sanma; ey gönül, aşk davası can ve bedenin hep feda edilmesidir.

12. O peri soylu güzeli kendine bağlamak için her an çalış; ey gönül, aşkın isimleri pek etkili bir duadır.

13. Aşkın Leylâ'sı hangi kâmil kulu görse onu hemen Mecnun eder; ey gönül, o böyle huri yüzlü bir güzeldir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel on üç beyitlidir ve "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Uzun bir redifi vardır: her beytin sonunda "-dır ey göñül ... -yı ‘aşḳ" kalıbı tekrar eder. Kafiye bu kalıbın içindeki kelimelerle kurulur: "bî-bahâ / belâ", "Ḫudâ", "mübtelâ", "cilâ", "taḥte's-s̱erâ", "be-câ" ve devamı; mısra sonundaki "kâlâ, sevdâ, ṭuġrâ, ṣaḥbâ, rüsvâ" kelimeleri de ikinci bir kafiye dizisi oluşturur. Mahlas son beyitte geçer. Matla beytinin ilk mısraında redif Avni Erdemir'in metninde noktasız "‘aşk" diye yazılmıştır; burada da öyle bırakılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, aşkın bir dizi tanımından oluşur ve her beyit gönle seslenerek aşkın başka bir yüzünü gösterir: paha biçilmez bir mal, püsküllü bir bela, ilahî bir şarap, bir deniz, bir çöl, bir Ankâ kuşu, bir molla, bir dua, bir Leylâ. Erdemir şiirden iki beyti öne çıkarır. İkinci beyitte aşkın kaynağı ezel meclisidir; temiz aşk orada yaratılmış, şairin alnına aşk tuğrası o mecliste yazılmıştır. Yedinci beyitte ise ilâhî aşka mecaz köprüsünden geçmeden ulaşılamayacağı söylenir ve aşk fetvasının böyle yazılması yerinde bulunur. Erdemir bu beyitleri Kâmil Efendi'nin şiirlerindeki tasavvufî aşk anlayışının özü olarak gösterir. "Fetvâ" kelimesinin bir müftünün şiirinde aşkın hükmünü bildirmek için kullanılması ayrıca dikkat çekicidir; bu gözlem bizimdir.

Altıncı beyitte aşk, kıyısı yerin dibinde olan bir denizdir; nice âşık orada gemisini kırmıştır. Sekizinci beyitte aşk çölü sonsuz bir bahçeye döner. Onuncu beyitteki "monlâ" (molla) ve "ḥikmet" kelimeleri, ikinci mesnevideki aşk medresesi gibi, ilim dünyasından alınmıştır; zülfün telini yüz parçaya bölmek kılı kırk yarmayı hatırlatır. On birinci beyit şiir üzerine bir hüküm verir: şiir düşünceyle üretilmez, aşk davası canı ve bedeni feda etmektir. Son beyitte "Kâmil ḳulı" sözü hem olgun bir kulu hem de şairin mahlasını anlatır; aşkın Leylâ'sı böyle bir kulu görünce onu Mecnun eder.

Kaynakça

  • Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 190-191 (metin), s. 172-173 (şiir hakkında), doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
  • Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, s. 10-12 (müellif hattı).

Çevrimiçi kaynaklar