Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Dil yine bir şeh-levendiñ ‘aşḳına sevdâlıdır
Gözleri şehlâ vü ruḫsârı güli ḥamrâlıdır
Yek-naẓarda ḫâṭır-ı nâ-şâdımı târâc iden
Meh yüzinde hâle-veş ibnü’l-‘arab ber-ḥâlidir
Bû-yı rû-yı âliniñ ṣorsañ baña fi’âtını
Bey‘ olan biñ altuna ancaḳ anıñ mis̱ḳâlidir
Dişleri dürr-i cinândır zülfleri ‘anber-feşân
Cebhesi cây-ı emândır ḳaşları ṭuġrâlıdır
Lebleri teng-i şekerdir ruḫları reşk-i ḳamer
Mû miyânı zer-kemerdir luṭf anıñ aḥvâlidir
Dâyesinden sinniniñ çend oldıġın itdüm su’âl
Didi bu sâl o ġazâliñ on üçünci sâlidir
Dâġ-ı ‘aşḳıyla o cân-ı cân-fezânıñ Kâmilâ
Bu dil-i sûziş fa‘âlim lâle-veş tamġalıdır
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül yine bir yakışıklı yiğidin aşkına sevdalıdır; gözleri şehlâ, yanağı kırmızı güldür.
2. Bir bakışta neşesiz gönlümü yağmalayan o güzelin ay yüzünde, hale gibi bir "Arap oğlu" yerleşmiştir. Beyit iki türlü okunabilir; "Arap oğlu" büyük ihtimalle yüzdeki siyah beni anlatır.
3. Bana onun ay yüzünün kokusunun fiyatını sorarsan, bin altına satılan ancak onun bir miskalidir.
4. Dişleri cennet incisi, zülüfleri anber saçar; alnı eman yeridir, kaşları tuğralıdır.
5. Dudakları şeker yüklü küçük bir ağızdır, yanakları ayı kıskandırır; kıl gibi ince beli altın kemerlidir, lütuf onun huyudur.
6. Dadısına onun yaşının kaç olduğunu sordum; dedi ki bu yıl o ceylanın on üçüncü yılıdır.
7. Ey Kâmil, o canlara can katanın aşk yarasıyla yanmak işi olan bu gönlüm lale gibi damgalıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyitlidir ve "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dır" ekidir, kafiye ise "-âlı / -âli" sesleriyle kurulur: "sevdâlı, ḥamrâlı, ber-ḥâli, mis̱ḳâli, ṭuġrâlı, aḥvâli, sâli, tamġalı". Kafiye tam anlamıyla düzenli değildir; "sevdâlı" ile "sâli" aynı sesi ancak yaklaşık olarak paylaşır, bu bizim tespitimizdir. Mahlas son beyitte geçer. Avni Erdemir gazelin metnini verir, ayrıca bir değerlendirme yapmaz; kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel baştan sona bir güzel tasviridir. "Şeh-levend" divan şiirinde yakışıklı, gösterişli genç için kullanılır; gözler şehlâ, yanak kırmızı güldür. İkinci beyitte ay yüzde hale gibi duran "ibnü'l-‘arab" (Arap oğlu), divan şiirinde siyah benin koyu renkli bir kişiye benzetilmesi geleneğine bağlanabilir; bu okuma bizimdir ve beyit başka türlü de anlaşılabilir. Üçüncü beyitte yüzün kokusu bir ticaret malı gibi tartılır: miskal, değerli maddeleri tartmakta kullanılan küçük bir ölçüdür ve sevgilinin kokusunun yalnız bir miskali bin altın eder.
Dördüncü ve beşinci beyitler mazmunları art arda dizer: cennet incisi diş, anber saçan zülüf, tuğra kaş, şeker dudak, ayı kıskandıran yanak, kıl kadar ince bel. "Teng-i şeker" sözü hem küçük, dar ağzı hem de bir şeker yükünü anlatır. Altıncı beyit gazelin en ilginç beytidir: şair sevgilinin yaşını dadısına sorar ve on üç yaşında olduğunu öğrenir. Klasik şiirde sevgilinin gençliğini vurgulayan bu tür anlatımlar bir gelenektir; Erdemir'e göre Kâmil'in şiirlerinde güzele ait kelimeler tasavvufî bir anlam taşır. Son beyitte lalenin ortasındaki siyah leke, aşkın gönülde bıraktığı yara izine, "dâġ"a benzetilir. Lale ile dağ arasındaki bu ilişki divan şiirinde sık kullanılır.
Kaynakça
- Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 189-190, doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
- Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, s. 6-7 (müellif hattı).
Çevrimiçi kaynaklar






