Özgün Metin

Vezin: mef’ûlü mefâilün feûlün

Gamzen gönüle belâdır ey dost
Can zülfüne mübtelâdır ey dost
Cevrin bana hoş vefâdır ey dost
Derdin dileği devâdır ey dost
Bağlandı gönül saçına ol bağ
Can diledügü hevâdır ey dost
Gözlerime nûr u rûşinâyı
Senden nazar-ı safâdır ey dost
Sen dürr içün ûş gözüm çü gavvâs
Deryâda hoş âşinâdır ey dost
Ne cevr ider isen it bana kim
Bînüm sana hoş du’âdır ey dost
Yüzün güline gül Ahmedînin
Ne bülbüş-i hoş edâdır ey dost

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey dost, gamzen (süzgün bakışın) gönül için bir beladır; can da zülfüne tutulmuştur.

2. Ey dost, senin cefan bana hoş bir vefadır; senin verdiğin derdin istediği de devadır. (İkinci mısra iki türlü okunabilir: "senin derdin, dilenen devanın ta kendisidir" ya da "derdinin dileği, ona deva bulunmasıdır".)

3. Gönül o bağla saçına bağlandı; canın dilediği de bu sevdadır, ey dost.

4. Ey dost, gözlerime nur ve aydınlık veren, senden gelen saf ve tatlı bakıştır.

5. Ey dost, sen inci gibisin; işte gözüm de o inci için denize dalan bir dalgıç gibi, denizde iyi yüzen bir tanıdıktır.

6. Bana ne cefa edersen et; ey dost, benim sana (karşılığım) hoş bir duadır. ("Bînüm" kelimesinin okunuşu açık değildir; anlam "benim" okuyuşuna göre verilmiştir.)

7. Ey dost, Ahmedî'nin gönlü yüzünün gülüne ne güzel sesli bir bülbüldür. (Metindeki "gül" ve "bülbüş" kelimeleri büyük ihtimalle "dil" ve "bülbül" olmalıdır; anlam bu düzeltmeye göre verilmiştir ve okuma bizimdir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir. Redif "ey dost" (çoğu beyitte "-dır ey dost"), kafiye ise "-â" sesidir (belâ, mübtelâ, vefâ, devâ, hevâ, safâ, âşinâ, du'â, edâ). Kaynakta vezin verilmez; mısralar aruzun hezec bahrinden "mef'ûlü mefâilün feûlün" kalıbına uyar ki bu kısa ve oynak kalıp, redifteki "ey dost" seslenişiyle birlikte gazele şarkı gibi bir ahenk verir; vezin tespiti bizimdir. Matladan sonra ikinci beytin iki mısraı da redifle bitmektedir. Bu durum matladan sonra gelen ikinci bir kafiyeli beyte işaret edebileceği gibi, gazelin mecmuadan aktarılırken karışmış olmasından da kaynaklanabilir. Hüseyin Hüsameddin Yasar gazeli, bir önceki gazelle birlikte Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndeki Mecma'ü'n-Nezâ'ir'den aktarır; metin onun verdiği biçimdedir ve divanın neşirleriyle karşılaştırılamamıştır. Ansiklopedi bölümündeki madde çevirisinde de bazı dizelerin bozuk yazıldığı belirtilmişti. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu, sevgiliden gelen her şeyin âşık için bir lütuf sayılmasıdır. Gamze bela, zülüf tutku, cefa vefa, dert deva olur; âşık sevgilinin verdiği acıyı bile kabul eder. Bu ters çevirme ilk iki beyitte bela ile deva, cevr ile vefa gibi karşıt kelime çiftleriyle kurulur. Üçüncü beyitte zülfün bir bağ olması ve gönlün ona bağlanması, "bağ" kelimesinin tekrarıyla güçlenir. "Hevâ" kelimesi hem arzu ve sevda hem de hava anlamına gelir.

Beşinci beyit gazelin en zengin imgesini taşır. Sevgili denizin dibindeki inci, âşığın gözü ise o inciyi aramak için denize dalan dalgıçtır; deniz de anılmadan gözyaşlarını hatırlatır. "Âşinâ" kelimesi hem tanıdık, bildik hem de yüzücü anlamına gelir; göz, gözyaşı denizinin yabancısı değil, orada yüzmeyi iyi bilen bir dalgıçtır. Bu çift anlam tevriye sanatının güzel bir örneğidir ve tespitimizdir. "Ûş" kelimesi eski Türkçede "işte" anlamındadır. Son beyitte gül ile bülbül mazmunu mahlasla birleşir: şairin gönlü sevgilinin yüz gülüne şakıyan bir bülbüldür. Metinde iki kelimedeki bozukluk, mecmualardan aktarılan şiirlerin taşıdığı sorunları da gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar