Özgün Metin

Aşkının odına düşdüm hâlimi sor ey habîb
Derd-mendem derdime tîmâr eyle ey tabîb
Her gice senin cemâlin şevki ile tâ seher
İnlerim ben şöyle kim gül hasretinden andelîb
Senden ayru şem’ bigi hûn-ı dilimdür yedüğüm
Herkes anı yer ki olmışdır ezel ana nasîb
Tâpuna irem diyü kapında çok oldum mukîm
Dimedin bir gün ki neyler eşiğimde bu garîb
Ne aceb yansa yüzün şevki ile canum oda
Ola mı pervâneden şem’a düşüb yanmak acîb
Sen bana benden yahın ma’nîde senden ben sana
Gerçi sûretde ırağ etdi beni senden rakîb
‘Ud bigi yanar iken Ahmedînin nâlesi
İşidin dir inne İbrâhime evvâhün münîb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, aşkının ateşine düştüm, hâlimi sor; dertliyim, ey hekim, derdime bir çare ve bakım eyle.

2. Her gece senin güzelliğinin özlemiyle sabaha kadar öyle inlerim ki bülbül gülün hasretinden ancak böyle inler.

3. Senden ayrı, mum gibi yediğim şey gönlümün kanıdır; herkes ezelden kendisine ne nasip olmuşsa onu yer.

4. Huzuruna ereyim diye kapında çok bekledim; bir gün olsun "Bu garip eşiğimde ne yapıyor?" demedin.

5. Yüzünün özlemiyle canım ateşe düşüp yansa ne tuhaf olur; pervanenin muma düşüp yanması tuhaf bir şey midir?

6. Anlamda sen bana benden yakınsın, ben de sana senden yakınım; gerçi görünüşte rakip beni senden uzak etti.

7. Ahmedî'nin feryadı öd ağacı gibi yanarken (onu) işitin; şöyle der: "Şüphesiz İbrâhim çok içli, Allah'a yönelen biridir."

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir. Kafiye "-îb" sesiyle kurulur (habîb, tabîb, andelîb, nasîb, garîb, acîb, rakîb, münîb), redif yoktur; mahlas son beyitte geçer. Kaynakta vezin verilmez; uzun mısraları aruzun remel bahrini hatırlatır, ancak eski Türkçenin imâle ve ulamaları yüzünden kesin bir taktî burada verilmemiştir. Gazeli Hüseyin Hüsameddin Yasar, Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndeki Mecma'ü'n-Nezâ'ir nüshasında gördüğünü söyleyerek Amasya Tarihi'ne almıştır. Hüsameddin bu mecmuanın Amasya şairlerinin nazirelerini topladığını belirtir; Ahmedî'nin şiirlerinin nazire mecmualarında ne kadar sık zemin olarak kullanıldığı TEİS maddesinde de vurgulanır. Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor; metin Hüsameddin'deki gibidir ve divanın neşirleriyle karşılaştırılamamıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, divan şiirinin bilinen mazmunlarını sade ve akıcı bir Türkçe ile sıralar. Matlada "habîb" (sevgili) ile "tabîb" (hekim) kelimeleri hem kafiye hem anlam bakımından birbirine bağlanır: âşığın derdini veren de, ona çare olacak olan da sevgilidir. İkinci beyitte gül ile bülbül, üçüncüde mum, beşincide mum ile pervane imgeleri gelir. Üçüncü beytin "mum gibi gönül kanı yemek" sözü, yanarken kendi özünü tüketen mumu, ayrılıkta içini yiyen âşığa benzetir; "herkes ezelde nasibine düşeni yer" sözü bu acıyı bir kader hükmüyle bağlar. Dördüncü beytte "tapu" kelimesi eski Türkçede huzur, hizmet anlamındadır; âşık sevgilinin huzuruna kabul edilmeyi umarak eşiğinde bekleyen bir garip olarak görünür. Ansiklopedi bölümündeki madde çevirisinde "irem" kelimesi İrem bahçesi olarak anlaşılmıştı; burada "ireyim" (ereyim) okuyuşu tercih edilmiştir.

Altıncı beyit gazelin düşünce bakımından en derin beytidir. Görünüşte (sûret) rakip âşığı sevgiliden uzaklaştırmıştır, ama anlamda (ma'nî) ikisi birbirine kendilerinden daha yakındır. Sûret ile mana karşıtlığı tasavvufun temel kavramlarındandır ve beyit, beşerî aşkı ilahi aşkın diliyle söyler. Son beyitte "ud" kelimesi iki anlamıyla kullanılır: yakıldığında güzel koku veren öd ağacı ve inleyen bir çalgı olan ud. Böylece yanmak ile inlemek aynı kelimede birleşir; bu, tevriye ile kurulmuş bir tenasüptür ve tespitimizdir.

Tarihî Bağlam

Son mısra, Kur'an'daki Hûd sûresinin 75. âyetinde Hz. İbrâhim için söylenen "Şüphesiz İbrâhim çok yumuşak huylu, çok içli ve Allah'a yönelen biridir" sözünün bir kısmını iktibas eder. Ahmedî'nin asıl adı İbrâhim olduğu için âyetteki peygamber adı şairin kendi adını da anlatır; mahlas ile gerçek ad aynı beyitte buluşur. Hüsameddin, şairin adının İbrâhim olduğunu bu mısradan da çıkardığını açıkça yazar. Böylece bu gazel, edebî değerinin yanında Ahmedî'nin kimliğine dair kaynaklardan biri olarak da kullanılmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar