Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilün

Hâr-ı pestin hâr saklar cânını
Nermlik döker semûrun kânını
Fırsatında düşmene viren emân
Kayd-ı nâ gibi olıser bî-gümân

Günümüz Türkçesiyle

1. Kirpinin canını dikeni korur; samurun kanını ise yumuşaklığı döker. ("Hâr-ı pestin" sözü büyük ihtimalle "hâr-püştün", yani kirpinin diye okunmalıdır; bu okuma bizimdir.)

2. Fırsatı eline geçmişken düşmana aman veren kimse, şüphesiz ... gibi olacaktır. ("Kayd-ı nâ" sözünün neyi anlattığı çözülemedi; metin aktarım sırasında bozulmuş olabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

İki beyitlik bu parça mesnevi tarzındadır; her beyit kendi içinde kafiyelidir (cânını/kânını, emân/bî-gümân). Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya Tarihi'nde parçayı, Mecdî Mehmed Efendi'nin Ahmedî'nin İskendernâme'sinden naklettiği bir beyitten sonra "Yine ondan" diyerek verir. Kaynakta vezin gösterilmez; mısralar aruzun "fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar, bu tespit bizimdir. İki beytin eserde art arda mı geldiği, yoksa Mecdî'nin ayrı yerlerden mi seçtiği bilinmiyor. Hüsameddin'in metni olduğu gibi verilmiştir. Ansiklopedi bölümündeki madde çevirisinde, eski kelimeler ve metindeki bozukluklar yüzünden bu dizelere nesir karşılığı verilmemişti; aşağıdaki açıklama ilk beyit için bir okuma önerir, ikinci beytin son mısraını ise açık bırakır.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit hayvanlar âleminden alınmış iki örnekle bir hayat dersi verir. Farsçada "hâr-püşt" (sırtı dikenli) kirpinin adıdır; kirpi, düşmanına dikenlerini göstererek canını korur. Samur ise yumuşak ve değerli kürkü yüzünden avlanır; onun "nermlik"i, yani yumuşaklığı, kendi kanının dökülmesine yol açar. İki mısra arasında sert ile yumuşak, korunan can ile dökülen kan arasında açık bir karşıtlık kurulmuştur; "cânını" ile "kânını" kelimelerinin ses benzerliği bu karşıtlığı pekiştirir. Beyit, bir hükmü somut bir örnekle destekleyen irsâl-i mesel tarzındadır.

İkinci beyit bu dersi siyasete taşır: eline fırsat geçmişken düşmanını bağışlayan kişi, sonunda yumuşaklığının bedelini ödeyen samur gibi zarar görecektir. Mısraın sonundaki benzetmenin ne olduğu metinden anlaşılamadığı için bu yorum, ilk beytin akışından çıkarılmıştır. Böyle öğütler, Büyük İskender'in fetihleri etrafında hükümdarlık ahlakı ve devlet idaresi üzerine bilgiler veren İskendernâme'nin genel karakterine uyar. TEİS maddesi, Ahmedî'nin bu eserde İskender'in hareketleri etrafında çeşitli vesilelerle dinî, ahlaki ve hayata dair telkinlerde bulunduğunu belirtir. Beyitlerin Emîr Süleyman ve Çelebi Mehmed gibi taht mücadelesi içindeki şehzadelere sunulan bir eserde yer alması, öğüdün dönemin siyasi havasıyla da ilgili okunabileceğini düşündürür; bu bizim yorumumuzdur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar