Özgün Metin

Vezin: mefâîlün mefâîlün feûlün

Eğerçi kim işin cevr ü sitemdir
Bana senden gelen lutf ü keremdir
Gözün ger cân ala ve ger içe kân
Bana şâdîdir ol sanma ki gamdır
Yanarken şem’ gibi firkatünde
Gözüm kan yaşları-la nice nemdir
Eğerçi ağzın nişânın kimse bilmez
Diyemezem ki ol nokta ademdir
Saçın sevdâsına düşdü benefşe
Benim gibi anın-çün kaddi hamdır
Eğer girse elüme sürmeyiçün
Ayağın tozu kim zî-hoş kademdir
Ne devlet bundan artuk Ahmediye
Ki aşkın ile âlemde alemdir

Günümüz Türkçesiyle

1. Gerçi senin işin gücün cefa ve zulümdür; ama bana senden gelen lütuf ve cömertliktir.

2. Gözün ister canımı alsın ister kanımı içsin, bu bana sevinçtir; sanma ki gamdır.

3. Ayrılığında mum gibi yanarken gözüm kanlı yaşlarla ne kadar ıslaktır.

4. Gerçi ağzının izini kimse bilmez; yine de o noktanın yokluk olduğunu söyleyemem.

5. Menekşe saçının sevdasına düştü; bu yüzden onun da boyu benim gibi bükülmüştür.

6. Ne hoş bir adım olan ayağının tozu, sürme olarak çekmek için elime bir geçse. (Mısralar arasındaki bağlantı tam kurulamaz; beyit eksik ya da bozuk aktarılmış olabilir.)

7. Ahmedî'ye bundan fazla ne devlet olur ki senin aşkınla dünyada bir bayrak gibi tanınmıştır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir. Redif "-dir" ekidir, kafiye ise "-em" sesiyle kurulur (sitem, kerem, gam, nem, adem, ham, kadem, alem). Kaynakta vezin verilmez; mısralar aruzun hezec bahrinden "mefâîlün mefâîlün feûlün" kalıbına uyar, bu tespit bizimdir. Hüseyin Hüsameddin Yasar gazeli, öteki iki gazelle birlikte Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndeki Mecma'ü'n-Nezâ'ir'den "Bu da onundur" diyerek aktarır. Son beytin ardına koyduğu dipnotta "Bu mısranın yeri Mecma'ü'n-Nezâir'de böyle açıktır" der; yani mecmuada bir mısraın yeri boş bırakılmıştır. Hangi mısraın eksik olduğunu belirtmez. Altıncı beytin iki mısraı arasında anlam bağının kurulamaması, eksikliğin bu beyitle ilgili olabileceğini düşündürür; bu bir çıkarımdır. Metin Hüsameddin'deki gibidir; kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, Ahmedî'nin öteki gazelinde de görülen temayı sürdürür: sevgiliden gelen cefa âşık için lütuftur. İlk beyitte "cevr ü sitem" ile "lutf ü kerem" karşı karşıya gelir; ikinci beyitte can alan, kan içen göz bile âşığa gam değil sevinç verir. Üçüncü beyit mum ile gözyaşı imgesini birleştirir: âşık mum gibi yanar, ama gözü kanlı yaşlarla ıslaktır; yanmak ile ıslaklık arasındaki karşıtlık beytin inceliğidir.

Dördüncü beyit divan şiirinin en bilinen mazmunlarından birine dayanır. Sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki bir noktaya, hatta yokluğa benzetilir; kimse onun izini bulamaz. Ahmedî bu mazmunu bir adım ileri götürür: ağzın izi bilinmese de onun yokluk olduğunu söyleyemez, çünkü o ağızdan çıkan söz vardır. "Nokta" ile "adem" (yokluk) arasındaki ilgi kelâm dilinden gelir. Beşinci beyitte menekşenin eğik duruşu sevgilinin saçına tutulmuş bir âşığın iki büklüm boyuna benzetilir; menekşenin rengi ile saçın siyahlığı arasındaki benzerlik de bu benzetmenin altında yatar. Son beyitte "âlem" (dünya) ile "alem" (bayrak, nişan) kelimeleri yan yana gelerek bir cinas oluşturur; aşk, şairi dünyada bir bayrak gibi tanınır kılmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar