Özgün Metin

Hîle it düşmene tâ kim vire el
Ki fursat bulasın zînhâr başın al
Yidür ni'met içür şekker şarâbın
Ko key ola aña bulasın mecâl
Velî gāfil yörime itmesin al
Ki peşmân fâyde virmez olsa melâl

Günümüz Türkçesiyle

1. Düşmana hile et ki eline fırsat versin; fırsatı bulunca sakın kaçırma, başını al.

2. Ona nimet yedir, şeker gibi şarabını içir; bırak keyfi yerinde olsun ki sen de imkân bulasın.

3. Ama gafil gezme, o sana hile yapmasın; çünkü iş işten geçince pişmanlık fayda vermez.

Edebî ve Tarihî Yorum

Pazar Yerinde Adalet

Osman Gazi dokuzuncu bâbın başında kimleri kendine yâr ve yoldaş edineceğini, çevresinde kimlerin bulunduğunu tartar. Bilecik tekfuru ile arası iyidir; Eskişehir'de hamam yöresinde bir pazar kurulur ve buraya hem çevrenin kâfirleri hem Germiyan halkı gelir. Bir gün Bilecik'ten iyi bardak yapan kâfirler pazara mal getirir; Germiyanlılardan biri bir bardak alır, parasını vermez. Osman o kişiyi getirtir, döver ve bardağın hakkını ödetir; Bilecik kâfirlerinin incitilmemesini sıkı sıkıya yasaklar. Öyle ki Bilecikli kadınlar da Eskişehir pazarına emniyet içinde gelip gider ve kâfirler "Bu Türk bizümle eyü togrılık ider" derler.

Dostluğun Öbür Yüzü

Nesirde adalet ve güven anlatılır; manzume ise aynı sahneye tam tersinden bakar. Düşmana nimet yedirmek, şarap içirmek, keyfini yerinde tutmak bir tuzak hazırlığı olarak öğütlenir. Bu açıklık, Âşıkpaşazâde'nin gaza ahlakını bir sınır boyu siyasetiyle birlikte düşündüğünü gösterir. Komşuluk iyiliği bir süre sonra Bilecik'in alınmasına götürecektir; on ikinci bâbdaki düğün baskını bu beyitlerin öğüdünü olaya dönüştürür. Üçüncü beyit uyarıyı öbür yöne çevirir: hile yapan da gafil gezmemelidir. El, al, mecâl, al, melâl sözleri "-al" sesinde kafiyelenir; ikinci ve üçüncü beyitte "al" kelimesinin hem "baş al" hem "hile" anlamında kullanılması bir cinas denemesidir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 332 (çeviriyazı metin, bâb 9).