Özgün Metin

Cihânda her kişi kim ad komışdur
Ya acı ya şîrîn kim dad komışdur
Nişândur söylenür dilde vü ilde
Sûreti bozılur bünyâd komışdur
Gider kendüsi ad kalur cihânda
Adına söylenür falan komışdur
İnanuñ bu söze vallâh ki direm
Kara-durur yüzi kim yalan komışdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyada her kim ad bırakmışsa, ya acı ya tatlı bir tat bırakmıştır.

2. Ad bir nişandır, dillerde ve illerde söylenir; sureti bozulur, ama bıraktığı yapıdır.

3. Kendisi gider, dünyada adı kalır; adına "falan bırakmıştır" diye söylenir.

4. Bu söze inanın, vallahi derim: yalan bırakanın yüzü kara kalır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Taşak Yazısı

Karacahisar önünden ayrılan Selçuklu sultanı Alâeddin, yedinci bâbda Ereğli'ye yönelir. Bayıncar Tatar onu karşılar, Biga öyüğünde iki gün iki gece savaşılır ve Tatar leşkeri bozulur. Âşıkpaşazâde, sultanın askerlerinin Tatarlara yaptığını açık bir dille anlatır: tutsakların hayaları kesilip derileri birbirine dikilir, keçelere kaplanıp hayvanlara atılır; "ad-ıçun", ad kalsın diye. Yazar bu yüzden o ovaya kendi zamanında da "Taşak Yazısı" dendiğini söyler. Beyitler bu acı adın üzerine söylenir.

Acı ya da Tatlı Bir Ad

Redif "komışdur", yani bırakmıştır: her beyit, birinin geride ne bıraktığını sorar. İlk beyit iki ihtimali birlikte koyar, acı ya da tatlı bir tat; ikinci beyit adın bir yapı gibi kaldığını, suretin ise bozulduğunu söyler. Bu karşıtlık, sultanın Tatarlara yaptığının bir zafer anıtı mı yoksa acı bir hatıra mı olduğu sorusunu açık bırakır; şiir hükmü okura bırakır. Son beyitte yalan bırakanın yüzünün kara olduğu söylenir; yazar burada "vallâh ki direm" diye yemin eder ve kendi anlatısının doğruluğuna kefil olur. Tarihin ilerleyen bâblarında da Âşıkpaşazâde, anlattıklarını gördüğünü ya da güvendiği birinden işittiğini sık sık tekrarlar. Aynı redif ve aynı ilk mısra, Bursa kuşatması sırasındaki on dokuzuncu bâbın manzumesinde bir kez daha kullanılır; orada ad bırakan, gazayı ve adaleti geride koyan Osman Gazi'dir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 329-330 (çeviriyazı metin, bâb 7).