Özgün Metin
İşitdük kānûn-ı 'Osmân kim var
Budur 'adli vü bezli şen iden yâr
Bularuñ kölgesinde uçdı hümâ
Şikârdur bunlara her murg-ı sunkar
Cihân halkına farz oldı ideler
Du'âlar cümle halkuñ bil kim iy yâr
Gerekdür kuvvet ü hem 'akl u tedbîr
Muvâfık olına bil 'ilm ü takdîr
Gerekdür yâr u hemdem-i münâsib
Gerek yigit ola vü ger ola pîr
Günümüz Türkçesiyle
1. Osman'ın bir kanunu olduğunu işittik: o kanun, dostu şen eden adalet ve cömertliktir.
2. Bunların gölgesinde hüma uçtu; her şahin kuşu bunlara av olur.
3. Ey dost, bil ki bütün halkın onlara dua etmesi dünya halkına farz oldu.
4. Kuvvet, akıl ve tedbir gerekir; bil ki ilim ve takdir de uygun düşmelidir.
5. Uygun bir dost ve yoldaş gerekir; ister genç olsun ister ihtiyar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sancak ve Nevbet
Karacahisar'ı alan Osman Gazi, sekizinci bâbın başında yeğeni Aktemür'ü tuhfelerle Sultan Alâeddin'e gönderir. Sultan sevinir; Osman'a sancak, iyi atlar ve gaza yarakları yollar. Aktemür sancağı getirdiğinde ikindi vaktidir, nevbet vurulur ve Osman nevbet bitinceye kadar ayakta durur. Yazar, Osmanoğullarının kendi zamanına kadar seferde nevbet vurulurken ayağa kalktığını söyler ve bir soru-cevapla âdetin anlamını açıklar: nevbet gazaya çağrıdır, bunlar "Allah rızası için gazaya hazırız" diye kalkarlar; bir de sofra sahibidirler, Hz. İbrahim'in âdetindeki gibi ikindide nevbet vurulur ki halk gelip yemek yesin. Bâb, "bu Âl-i 'Osmân her ne kim iderler, be-kānûn-ı edeb iderler" cümlesiyle biter ve manzume bu "kanun" kelimesini alıp devam eder.
Kanunun İçeriği
Osman'ın kanunu ilk beyitte iki kelimeye sığar: adl ve bezl, adalet ve cömertlik. Bu ikili, Âşıkpaşazâde'nin Osmanlı hükümdarlarını ölçtüğü temel ölçüdür ve tarih boyunca defalarca tekrar eder. İkinci beyitte hüma kuşu, gölgesi başına düşene devlet getirdiğine inanılan efsanevi kuştur; burada hüma Osmanlıların gölgesinde uçar ve avcı kuşlar onlara av olur. Mecazın yönü bilerek ters çevrilmiştir: devlet kuşu bile bu hanedanın himayesindedir. Son iki beyit bir hükümdar öğüdüne döner: kuvvet, akıl, tedbir ve uygun yoldaş. Bu satırlar okuru, Osman'ın Bilecik tekfuruyla komşuluğunu ve yoldaş arayışını anlatan sonraki bâba hazırlar. On bir heceli mısralar çoğunluktadır; kafiye yâr, sunkar, yâr, takdîr, pîr sözlerinde "-âr/-ar" sesine yaslanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 330-331 (çeviriyazı metin, bâb 8).






