Özgün Metin

Vâcibdür dôstlık itmek konşı-y-ılan
Sakın kim konşıñı olmaya yılan
Kime kim dôstlık itseñ it hazer sen
Hazersüzdür başı yollarda kalan
Hâssa kim kâfir olsa dôst idinmez
Dilinde dîni bâtıl kavli yalan

Günümüz Türkçesiyle

1. Komşu ile dostluk etmek vaciptir; sakın komşun yılan olmasın.

2. Kiminle dostluk edersen et, sen yine de sakın; ihtiyatsız olanın başı yollarda kalır.

3. Hele kâfir olursa (o) dost edinmez; dilinde dini batıl, sözü yalandır.

Edebî ve Tarihî Yorum

"Konşularumuzdur"

Göynük ve Mudurnu akınlarından sonra çevrenin kâfirleri Osman'dan çekinmeye başlar; ama Osman Bilecik kâfirlerine yine de büyük hürmet gösterir. Biri bunun sebebini sorunca şöyle cevap verir: "Konşularumuzdur. Biz bu vilâyete garib geldük, bunlar bizi hôş tutdılar. İmdi bize dahı vâcibdür kim bunlara hurmet idevüz." Beyitler bu cevabın üstüne söylenir ve ilk mısrada "vâcib" kelimesini geri çağırır.

İki Yönlü Bir Öğüt

Beyitler cevabı hem onaylar hem sınırlar. İlk mısra komşuluk ahlakını dinî bir yükümlülük gibi koyar; ikinci mısra ise hemen bir yılan imgesi getirir. İkinci beyit her dostlukta ihtiyatı öğütler, üçüncü beyit sınırı açıkça çizer: kâfir dost edinmez. Bu ikilik bir önceki manzumedeki "hîle it düşmene" öğüdüyle birlikte okunduğunda, Âşıkpaşazâde'nin Osman'ı hem iyi bir komşu hem de tetikte bir uç beyi olarak çizmek istediği görülür. Ertesi bâblarda Bilecik tekfurunun düğününde Osman'a tuzak kurmak istemesi, bu temkinin anlatıdaki karşılığıdır. Kafiyede "-lan" sesi dört kez döner: konşı-y-ılan, yılan, kalan, yalan. İlk beyitte "konşı-y-ılan" ile "yılan" arasındaki ses benzerliği, komşunun yılana dönüşebileceğini kelimenin kendisiyle sezdirir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 334 (çeviriyazı metin, bâb 10).