Özgün Metin
Nazar it nakş-ı 'âlemde neler var
Hayâl ü mekr ü hem çok fitneler var
Çü gaflet bâgı ziynet eyleyüpdür
Şîrîn ü telh ü dürlü meyveler var
Biri da'vî ider bostân benümdür
Yalancı dellâl u pür şîveler var
Unutma 'Âşıkî yaz bir menâkıb
İşâretdür sözümde kimyâlar var
Günümüz Türkçesiyle
1. Bak, âlemin nakşında neler var: hayal, hile ve nice fitneler var.
2. Gaflet bahçesi süslenmiştir; tatlı, acı ve türlü meyveler var.
3. Biri "Bostan benim" diye dava eder; yalancı tellallar ve naz dolu cilveler var.
4. Âşıkî, unutma, bir menkıbe yaz; sözümde işaret var, kimyalar var.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kızıl Filori
Yenişehir'e varan Murad'ın yanında, doksan birinci bâbda, İsfendiyaroğlu Kasım Beg de vardır. Bolu'ya çıkılır; İsfendiyar'ın adamları, beylerinin oğlu Kasım'ın Murad'la birlikte olduğunu duyup çoğu Kasım'a kaçar. Borlu önünde savaşılır, İsfendiyar ordusu bozulur, İsfendiyar bir çomak darbesi yiyip Sinop'a kaçar. Murad Kastamonu'ya varıp vilayeti zapt eder, Bakır Küresi'ni işletir. İsfendiyar, Murad'ın devletinin sürekli yükseldiğini görüp küçük oğlu Murad'ı elçi gönderir: Murad Han'ın atası ve dedesi kendisine ihsanlar etmiştir; o da mürüvvet sahibidir; bu küstahlığını bağışlasın, kızını da versin, her yıl orduya katılsın. Paşalara da "kızıl filori" gönderir. Yazar bu altınlar üzerine ironik bir söz söyler: "ol kızıl filori 'acab nesnedür, adamuñ yüzin kızardur ve udlu kişilerdür, kişiyi kendü hâlına komaz." Paşalar utanır, hünkârı barışa razı eder.
Gaflet Bahçesi
Nesirdeki rüşvet ironisi beyitlerde doğrudan anılmaz; onun yerine dünyayı bir gaflet bahçesi olarak çizer. Âlemin nakşında hayal, hile ve fitne vardır; bahçe süslenmiş, tatlı ve acı meyvelerle dolmuştur. Üçüncü beyit bu bahçede "bostan benim" diye dava edenleri ve yalancı tellalları anar; bu, hem İsfendiyar'ın toprak iddiasına hem de paşaların rüşvetle değişen sözüne bir gönderme gibidir. Âşıkî mahlasının geçtiği dördüncü beyitte yazar kendi işini hatırlar: bir menkıbe yazmalıdır, çünkü sözünde işaretler ve "kimyalar", yani dönüştürücü sırlar vardır. Redif "var", her beytin sonunda tekrar eder; kafiye "neler, fitneler, meyveler, şîveler, kimyâlar" sözleriyle kurulur.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 443 (çeviriyazı metin, bâb 91).






