Özgün Metin
Neler gördi cihânda miskîn insân
Neyi kim kısmet itmiş aña Sübhân
Çekegeldi cihândan dürlü mihnet
Belâyı müşkil itdi aña nisyân
Velîkin pâdişâhlar mihneti çok
Çekerler sanki bu gurbetde mihmân
Adı beg kendüsi müflis olupdur
'Abesdür gördügi 'askeri dîvân
Şuña degmez tutalar baglayalar
İderler 'ömrinüñ varını noksân
Günümüz Türkçesiyle
1. Zavallı insan dünyada neler gördü; Sübhân (olan Tanrı) ona ne kısmet ettiyse.
2. Dünyadan türlü mihnet çekegeldi; unutkanlık belayı ona zor kıldı.
3. Ama padişahların mihneti çoktur; bu gurbette sanki misafir gibi çekerler.
4. Adı beydir, kendisi müflis olmuştur; gördüğü asker ve divan boşunadır.
5. Tutup bağlamaları buna değmez; ömrünün varını eksiltirler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Çuvaldaki Bey
Menteşeoğulları Tokat hisarında iki yıl hapis yatar. Yazar kaçışı ayrıntılı bir hikâye olarak anlatır. Begzadeler hapislerinde altlarına döşek edinmek için kuru otluk getirtirler; otluğu getiren adama "bu az, bir çuval daha getir" derler. Adam bir çuval çürük otluk getirir; beğenmezler, geri verirler. Kapıcı, adamın otu niçin geri götürdüğünü sorunca Veys Beg "eski otluktur, kokar, sahibine geri götürüyor" der. Adam bir harar daha getirir, otluğu döker; bu sırada Ahmed Beg kendisi çuvala girer, çevresine otluk tıkılır. Adam çuvalı sırtlar, söylene söylene kapıya gelir: "Canuma geçdi bunlaruñ elinden, bunlara bazarlıkların begendüremezin; 'aceb Osmânoglı bunları saklayup n'ider, öldürtsene ki." Böylece Ahmed Beg hisardan çıkarılır; hazır bekleyen atlara binip kaçar. Sabah kapı açılınca yalnız Veys Beg bulunur. Ahmed Beg önce Karaöylük'e, oradan Mısır'a, sonra yine kendi vilayetine, en sonunda Acem'e gider.
Padişahların Mihneti
Canlı kaçış hikâyesinin ardından beyitlerin sesi ağırlaşır: zavallı insanın dünyada çektikleri. Üçüncü beyit keskin bir tespit yapar: padişahların, yani hükümdar soyundan gelenlerin mihneti çoktur; bu dünyada gurbetteki bir misafir gibi acı çekerler. Dördüncü beyit tahtını yitirmiş bir beyin durumunu anlatır: adı beydir ama kendisi müflistir, gördüğü asker ve divan boşunadır. Beşinci beyit ise begzadeleri hapsetmenin anlamsızlığını söyler: tutup bağlamaya değmez, ancak ömürlerini eksiltirler. Bu beyit, Âşıkpaşazâde'nin Osmanlı'nın rakip hanedanları hapsetme siyasetine örtülü bir eleştiri olarak okunabilir. "-ân" sesi kafiyeyi taşır: insân, Sübhân, nisyân, mihmân, dîvân, noksân.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 449 (çeviriyazı metin, bâb 96).






