Özgün Metin

Bu âdem hayra şerre mazhar oldı
Cihân ma'mûr vîrân âdemlen oldı
Benüm senüñ diyen ol âdemîler
Benüm didügi bu anlar ne oldı
Ve bu kârhânede çok iş olupdur
İşi hôd söylenür işçi ne olur

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu insan hayra da şerre de mazhar oldu; dünya insanla mamur da oldu, viran da.

2. "Benim, senin" diyen o insanlar; "benim" dediği şeyler ne oldu.

3. Bu iş yerinde çok iş olmuştur; işi zaten söylenir, işçiye ne olur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Cevap ve Bir Hüküm

"Bunlardan günah var mıdur" sorusunun cevabı bâbın son kısmındadır. Neşri hazırlayanlar burada metinde "süâl" kelimesinin bulunmadığını, öteki neşirlerde de olmadığını not eder; yani soru bir önceki cümlede sorulmuş, cevap doğrudan verilmiştir. O zaman Dulkadıroğlu Hasan Beg ve Karaöylük oğlu Hâbil vardır; Kızılkocaoğulları onlara zaman zaman "Gelüñ bu vilâyete bir kez hareket idüñ" diye haber gönderir, gönüllerinin istediğini yaparlar. Yazar hükmünü verir: "El-hâsıl-ı kelâm kim bu Kızılkocalu'yı böyle idicek ol zamândan tâ bugüne dek ol vilâyet emn ü emân içindedür." Yani Amasya ve Tokat yöresi, Kızılkocaoğullarının ortadan kaldırılmasından sonra yazarın gününe kadar güven içinde kalmıştır.

Dünyanın İşçisi

Kanlı ama "huzur getiren" bu sonucun ardından bakış insanın iki yönlü doğasına çevrilir: insan hem hayra hem şerre mazhar olur; dünya onunla hem bayındır hem harap olur. İkinci beyit tanıdık bir soruyu tekrar eder: "benim, senin" diyenlerin "benim" dedikleri ne oldu. Üçüncü beyitte dünya bir "kârhâne", atölye olarak düşünülür: burada çok iş yapılmıştır; işin kendisi söylenir, işçinin ne olduğu ise sorulmaz. Kârhâne beyti, Yörgüç'ün yaptığı işin, yani Amasya yöresinde kurulan güvenliğin anılıp onun bedelinin, yani boğulan dört yüz kişinin unutulacağını sezdiren ince bir çekince gibidir. Amasya yöresi tarihinde Yörgüç Paşa'nın yeri için Yörgüç Paşa sayfasına bakılabilir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 453 (çeviriyazı metin, bâb 98).