Özgün Metin
Yine bir dürlü sûret tutdı 'âlem
Ki bâtın nakşını göstere âdem
Hezârân tedbîri bagladı fikri
Kimin gündüz ide kimini ahşam
Vezîrler tedbîri hana ider 'arz
Velî han dir ki tınma şimdi epsem
Ki fursat el vire düşmânı bulam
Kesem başını dilin idem ebkem
İdem aña elüme gire fursat
N'ola itsün baña ol dürlü ibrâm
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünya yine bir türlü suret tuttu; öyle ki insan iç nakşını göstersin.
2. Fikri binlerce tedbir bağladı; kimini gündüz, kimini akşam etsin.
3. Vezirler tedbiri hana arz eder; ama han "Şimdi ses çıkarma, sus" der.
4. "Fırsat el versin, düşmanı bulayım; başını keseyim, dilini dilsiz edeyim.
5. Elime fırsat geçince ona yapayım; ne olur, bana o türlü ısrar etsin."
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Düğün Yapılmayan Gelin
Murad Karaman seferinden döner dönmez İshak Beg, yüz yedinci bâbda, Vılkoğlu'nun hıyanetini bildirir; Vılkoğlu da kızını göndermeye razı olur. Üsküp'ten İshak Beg'in hatunu, kapıdan Hadım Reyhan Ağa ve Özbek Ağa gelini almaya gider. Semendire'ye birkaç günlük yol kala Vılkoğlu kâfir beylerinin hatunlarını karşılamaya gönderir; misafirler büyük saygıyla ağırlanır. Kızın çeyizinin defteri Özbek Ağa'ya verilir ve Vılkoğlu bir mesaj gönderir: bu çeyizi kızına değil hünkâra vermiştir; dilerse bu cariyesine, dilerse başka bir cariyesine versin. Kız Edirne'ye getirilir. Murad düğün yapmaz: "Bir sipâhî kâfirüñ kızına dahı ne dügün gerek." Çeyiz meselesini işitince "Benüm câriyelerüme virecek nesnem yok mıdur kim anuñ kızınuñ cihâzını gayrı câriyelerüme virem" der ve hiçbir şeyini kabul etmez, çeyizi kıza geri verir. Kız bir süre yanında kalır, sonra Bursa'ya gönderilir; İsfendiyar'ın kızı ise Bursa'dan Edirne'ye getirilir.
Susan Hükümdar
Küçümseyici kabulün arkasında bir siyaset vardır ve beş beyit onu açar. Dünya yeni bir suret almıştır ve insan iç nakşını gösterecektir. Vezirler hana tedbirler arz eder, ama Murad onlara susmalarını söyler. Son iki beyit Murad'ın iç sesidir: fırsat el verince düşmanı bulacak, başını kesecek, dilini susturacaktır; Vılkoğlu'nun ısrarı ise önemsizdir. Bu beyitler, ileride Semendire'nin alınışıyla sonuçlanacak olan çatışmanın önceden haberidir. Kafiyeyi "-em/-am" sesi taşır: 'âlem, âdem, ahşam, epsem, ebkem, ibrâm. "Epsem", susmak; "ebkem", dilsiz anlamına gelir ve bu iki kelime eserde başka manzumelerde de tekrarlanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 463 (çeviriyazı metin, bâb 107).






