Özgün Metin

Hemîşe söylenür erüñ nişânı
Nişân olur erüñ hem tercümânı
Nişânından anuñ hâli 'ayândur
Ne olsa 'ayna oldur hem beyânı
Cihâna cüz' yâ kül her kim gelüpdür
İşid söylendi mahfî vü 'ayânı
Bilüñ kim her kişi mikdârın itdi
Yitişdi sürdi bu devr-i zamânı
Kime degdi o nevbet çalmadı ol
Geçürmedi zamânından gümânı

Günümüz Türkçesiyle

1. Erin nişanı her zaman söylenir; nişan erin tercümanı da olur.

2. Hâli nişanından açıkça belli olur; ne olsa (onun) aynası da açıklaması da odur.

3. Dünyaya cüz ya da bütün olarak her kim geldiyse, dinle, gizlisi de açığı da söylendi.

4. Bilin ki her kişi kendi ölçüsünce iş gördü; yetişti, bu zamanın devrini sürdü.

5. Nevbet kime değdiyse, o (davulunu) çalmadan geçmedi; zamanından şüpheyi geçirmedi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Macar'ın Yolları

Macar vilayetinin yollarını görmek üzere Murad, Evrenezoğlu Ali Beg'i gönderir; yüz sekizinci bâb bu keşif akınını anlatır. Hünkâr Rumeli ve Anadolu askerinin de birlikte geçmesini önerir, ama Ali Beg "Hemân baña akıncı kullaruñ yiter" der. Akın çağrılır, çok akıncı toplanır; Dımışkar'dan geçilip Macar ülkesine girilir. Bir ay boyunca dolaşırlar, yerler, içerler ve hiçbir düşman izine rastlamazlar. Ganimet o kadar çoktur ki "Esir akıncıdan çok artukdur" denir; bin, iki bin filori kazanan adamlar olur. Ali Beg Edirne'ye döner ve hünkâra "Üngürüz bir vilâyetdür kim sultânuma lâyık. Hayf degül midür kim anuñ gibi vilâyetüñ begi kâfir ola" der; o kadar över ki hünkâr Macar'a geçmeye heves eder.

Erin Nişanı

"Nişânı" kafiyesiyle açılan beyitler, Ali Beg'in başarısını genel bir kavrama bağlar. Bir yiğidin nişanı, yani geride bıraktığı iz, onun tercümanıdır; hâli bu nişandan bellidir. Üçüncü beyit dünyaya gelen herkesin gizlisinin ve açığının söylendiğini, dördüncü beyit herkesin kendi ölçüsünce iş gördüğünü söyler. Beşinci beyit "nevbet" imgesine döner: sırası gelen kendi davulunu çalmadan geçmez. "Nevbet", hem sıra hem de hükümdarlık musikisidir; bu çift anlam, her yiğidin kendi zamanında bir ad bırakması gerektiğini anlatır. Neşirde üçüncü beyitteki "her" kelimesi italiktir, yani S nüshasından tamamlanmıştır. Kafiye sözleri "-ânı" sesinde birleşir: nişânı, tercümânı, beyânı, 'ayânı, zamânı, gümânı.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 464 (çeviriyazı metin, bâb 108).