Özgün Metin
Şarâb-ı rahmet içdi bil şehîdler
Sırâtı kuş gibi geçdi şehîdler
Fenâ mülkinde karâr itmediler
Bekā sarâyına göçdi şehîdler
Tecellî-yi o zât bunlaruñ oldı
Anuñçun 'ömrini biçdi şehîdler
Günümüz Türkçesiyle
1. Bil ki şehitler rahmet şarabını içti; şehitler Sırat'ı kuş gibi geçti.
2. Fânilik mülkünde karar kılmadılar; şehitler beka sarayına göçtü.
3. O Zat'ın tecellisi bunların oldu; şehitler bunun için ömürlerini biçti.
Edebî ve Tarihî Yorum
İskender
Hünkârın bir gün söylediği "Kocacuk Hisârı'na sefer idelüm" sözü yüz onuncu bâbı açar; Evrenezoğlu İsa Beg önden gönderilir: "Var akıncılarumı toyurd." İsa Beg Arnavutluk'un iç kısımlarına girer, akın salar; ama küffar hazırdır ve yolları hemen bağlar. Yolları kesen kişi İskender adında biridir; Arnavut beyinin oğludur, ama aslında hünkârın iç oğlanıdır. Hünkâr o vilayeti ona tımar vermiş, sonra o hünkâra âsi olmuştur. Yolların kesildiğini gören gaziler önce esirleri öldürür, sonra küffarla öyle savaşırlar ki oklar tükenir, kılıçlar çentilir; gazilerin çoğu şehit düşer, ama birçok vilayet de fethedilir. Yazar ekler: o gün, 846 (1442) yılında, ikindi vaktinde güneş tamamen tutulmuştur.
Beka Sarayı
Yenilgi, üç beyitte bir şehadet övgüsüne döner. Şehitler rahmet şarabını içmiş, Sırat köprüsünü kuş gibi geçmiştir. İkinci beyit fâni dünya ile beka sarayını karşılaştırır: şehitler fâni mülkte durmamış, ebedî saraya göçmüştür. Üçüncü beyitte şehitlerin ömürlerini Tanrı'nın tecellisi için biçtikleri söylenir; "ömrini biçdi" sözü bir hasat imgesidir ve yiğitliği bir ekin gibi gösterir. Redif "şehîdler" üç beytin hepsinde tekrar eder. Bâbda adı geçen İskender, Osmanlı sarayında yetişmiş ve sonra Arnavutluk'ta isyan etmiş bir beydir; eser onun hikâyesini kısa tutar ve yalnız bir "iç oğlan"ın ihaneti olarak anar.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 466 (çeviriyazı metin, bâb 110).






