Özgün Metin

Zihî devlet ki Hatun buldı Hak'dan
Ki burcından belürdi gün şafakdan
O burcdan kim tulû' itdi Murâd Han
Süleymân Paşa çıkdı hem nikābdan
Selâtîn 'ankālar Hatun togurdı
Cihân rûşen nûr oldı ol çırakdan
Cihâna toldı 'anber müşk ü bûlar
'Araklar kim belürdi gül varakdan
Cevâhir ma'dini çün zâhir oldı
Tâlibler cem' olur yakın ırakdan
'Âşıkî yazdı ma'din-i menâkıb
Bunuñ üstâdını buldurındı çokdan

Günümüz Türkçesiyle

1. Ne mutlu devlet ki Hatun onu Hak'tan buldu; onun burcundan şafakta güneş belirdi.

2. O burçtan Murad Han doğdu; Süleyman Paşa da peçenin ardından çıktı.

3. Hatun sultan ankalar doğurdu; o kandilden dünya aydınlandı, nur oldu.

4. Dünya amber, misk ve kokularla doldu; gül yaprağından ter damlaları belirdi.

5. Cevherlerin madeni ortaya çıkınca, isteyenler yakından uzaktan toplanır.

6. Âşıkî menkıbelerin madenini yazdı; bunun üstadını çoktan buldurdular.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gelin ve Ana

On üçüncü bâbın sorusu, düğün baskınında tutulan gelinin kime verildiğidir. Osman Gazi onu oğlu Orhan'a verir; adı Lülüfer Hatun'dur. Yazar, bu hatunun Bursa hisarının dibinde, Kaplıca Kapısı yakınında tekyesi bulunduğunu, Ülüfer suyunun köprüsünü onun yaptırdığını ve suyun adını bu köprüden aldığını söyler. Murad Han-ı Gazi ve Süleyman Paşa onun oğullarıdır; öldüğünde Orhan Gazi ile birlikte Bursa hisarında defnedilmiştir. Bâbın başında ayrıca, alınan dört hisarın vilayetlerinde adalet yapıldığı, halkın köylerine dönüp yerleştiği ve vakitlerinin "kâfir zamânından dahı eyü" olduğu anlatılır.

Burç, Anka ve Maden

Altı beyit bir doğumu över. Hatun bir burçtur; o burçtan güneş gibi Murad Han doğar, Süleyman Paşa da "nikābdan", peçenin ardından çıkar. Üçüncü beyitte oğullar anka kuşuna benzetilir; anka, Kafdağı'nda yaşadığına inanılan, tekliğin simgesi olan efsanevi kuştur. Dördüncü beyitte gül yaprağında beliren ter, gül suyunun damıtılmasını hatırlatır ve doğumun kokusunu anlatır. Beşinci beyitteki maden ve cevher imgesi son beyitte yazarın kendisine bağlanır: Âşıkî "menâkıb madenini" yazmıştır. Son mısranın anlamı tam açık değildir; "bunuñ üstâdını buldurındı çokdan" sözü, bu menkıbelerin asıl ustasının, yani Yahşı Fakıh'ın ya da Osmanoğullarının kendisinin, çoktan bulunduğu diye anlaşılabilir. Neşirde bu beyitten sonra aynı başlık altında başka kafiyeli beş beyit daha gelir; onlar ayrı bir sayfada verilmiştir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 338 (çeviriyazı metin, bâb 13).