Özgün Metin

Gör imdi hîle-i 'Osmân ne itdi
Baş oynadı vü hem çok başlar ütdi
Kâfirler oña duzaklar düzerdi
Bu çâpük ayagın karvadı tutdı
Kâfirler kazdı kuyı Gāzi düşeler
Kâfirler düşdi gāziler dürişdi
Karañu kâfirüñ gözin büridi
Gāziler nûrı 'Osmân'a buluşdı

Günümüz Türkçesiyle

1. Bak şimdi, Osman'ın hilesi ne yaptı: başını oyuna koydu ve nice başlar kazandı.

2. Kâfirler ona tuzaklar kurardı; bu çevik yiğit ayağını onların tuzağına bastırıp tuttu.

3. Kâfirler kuyu kazdı ki gazi düşsün; kâfirler düştü, gaziler savaştı.

4. Karanlık kâfirin gözünü bürüdü; gaziler Osman'ın nuruna kavuştu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Çakırbınarı Düğünü

Düğün baskınını anlatan on ikinci bâb, Âşıkpaşazâde'nin en canlı anlatılarındandır. Osman, Mihal aracılığıyla tekfura haber gönderir: yaylaya göçecekleri için annesinin ve hatunlarının eşyasını yine hisara emanet etmek ister, kadınlar da tekfurun anasıyla tanışmak ister. Düğünün dar Bilecik yerine açık bir yerde yapılmasını rica eder ve düğün Çakırbınarı'nda kurulur. Belirlenen gün öküzlere yüklenen keçelerin arasına adamlar sarılır; akşam karanlığında hisara giren yüklerden yalın kılıçlı gaziler çıkar, kapıcıları parçalar ve hisar düşer. Osman ise bazı gazileri kadın kılığına sokup düğüne gider, ayrı bir yere konuk edilir. Tekfur sarhoşken "Türk kaçtı" haberiyle peşine düşer, Kaldırık deresinde boğazı ele verir. Sabah Yarhisar basılır, tekfuru ve gelin tutulur; Turgut Alp İnegöl'e salınır ve Aya Nikola'nın hisarı da alınır.

Kuyu ve Nur

Tuzak kuran tuzağa, kuyu kazan kuyuya düşer: hikâyenin ahlakı iki atasözü imgesiyle verilir. İlk beyitteki "baş oynadı vü hem çok başlar ütdi", kumar diliyle kurulmuş bir söyleyiştir: Osman kendi başını ortaya koyar ve "ütmek", yani oyunda kazanmak fiiliyle birçok baş kazanır. Son beyit karanlık ile nur karşıtlığına döner; aynı imge, Osman'ın beyliğe seçilişinden sonraki Manzume 1'de de kullanılmıştı. İtdi, ütdi, tutdı, dürişdi, buluşdı sözleri ancak gevşek bir kafiye kurar; ses benzerliğiyle yetinen bu tür kafiyeler Âşıkpaşazâde'nin manzumelerinde sık görülür.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 337 (çeviriyazı metin, bâb 12).