Özgün Metin

Zulmet-i küfri cihânda hep bozar 'Osmânîler
Hak ta'âlâ bunları dâyim bu ihsânda diler
Kahrı kâfirden gidermek Hak buña itdi nasîb
Hem nizâm-ı şer'i gör kim ne düzer 'Osmânîler
Hak ta'âlâ bunları rahmete mazhar eyledi
İşiginde kul olupdur 'âlim ü sultânlar

Günümüz Türkçesiyle

1. Osmanlılar dünyada küfrün karanlığını hep bozar; Hak Teâlâ bunları daima bu ihsanda (görmek) diler.

2. Kâfirden kahrı gidermeyi Hak bunlara nasip etti; şeriatın düzenini de gör, Osmanlılar neler düzer.

3. Hak Teâlâ bunları rahmete mazhar eyledi; eşiklerinde âlimler ve sultanlar kul olmuştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Mekke'den Üsküp'e

Semendire üzerine yürüyüş, yüz on ikinci bâbda İshak Beg'in sözüyle başlar. Drakul ve iki oğlu tutulup Gelibolu'ya ve Eğrigöz'e gönderilir; Vılkoğlu'nun iki oğlu Tokat kalesinde hapsedilir. Vılkoğlu hisarlarını tahkim edip Macar'a gider. Hünkâr Laz ilinin vurulmasını, kalelerinin yıkılmasını, halkının esir edilmesini emreder; dört yaşında bir oğlan Üsküp'te yirmi akçeye satılır. Bu sırada yazar kendi hayatından bir parça ekler: İshak Beg Mekke'den dönmüştür, "Fakîr İshâk Beg-ile Mekke'den bile geldüm." Hünkârdan İshak Beg'e Nige Obran üzerine varıp orayı hisar yapması emri gelir; Germiyan sancağı da ona yoldaş verilir. Germiyan sancakbeyi o sırada Temürtaşoğlu Umur Beg'in oğlu Osman Çelebi'dir ve sonra Varna'da şehit olacaktır. Yazar, İshak Beg'in oğlu Paşa Beg ve kılıççısı Toğan ile birlikte "harâmîlıga", yani akına gittiğini anlatır. Bir gün kâfir alayları belirir; gaziler tekbirle hücum eder, yayaları atların ayakları altında ezer; İshak Beg "Yiter kırduñuz, esir idüñ" diye seslenir. Yazar şöyle der: "Vallahi fakîr kırdugumdan gayrı bişin esîr itdüm, Üsküb'e getürdüm. Bişini tokuz yüz akçaya virdüm." O yıl Semendire alınır, Laz vilayeti ehl-i İslâm'ın eline geçer.

Osmanlılar ve Nizam

Mısralar on beş heceyi bulur: "fâ'ilâtün" kalıbını hatırlatan bu uzun ölçü, bâbın öteki parçalarında görülmez. Neşirde ilk beyitteki "cihânda hep bozar" sözü italiktir. Beyitler Osmanlıları küfrün karanlığını bozan ve şeriatın düzenini kuran bir hanedan olarak över; üçüncü beyit âlimlerin ve sultanların onların eşiğinde kul olduğunu söyler. "'Osmânîler" kelimesinin kullanılması, eserde hanedan adının bir topluluk adına dönüşmeye başladığını gösteren nadir yerlerdendir. Bâbın Tokat'la da bir bağı vardır: Sırp despotunun oğulları Tokat kalesinde hapsedilmiştir. Rum vilayeti, eserin birçok yerinde olduğu gibi, Osmanlı'nın rehin ve tutsaklarını sakladığı bölge olarak görünür.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 468-469 (çeviriyazı metin, bâb 112).