Özgün Metin
Ne kim ider kişi kalmaz yanında
Bulur ya ogul ya kız tatlu cânında
Meseldür bu sözüm dinür ezelden
Yazılur cümle 'âkil dîvânında
Ne sanursın bu halka sen yavuzluk
Komaz bil Hak anı kimse cânında
Günümüz Türkçesiyle
1. Kişi ne yaparsa yanına kalmaz; ya oğlunda ya kızında, tatlı canında bulur.
2. Bu sözüm bir meseldir, ezelden söylenir; bütün akıllıların divanında yazılır.
3. Bu halka ne kötülük sanırsın; bil ki Hak onu kimsenin canında bırakmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kaçan Halk
Üç beyitlik bu parça "Ve-lehu" başlığıyla bir öncekinin hemen ardından gelir ve mukataanın sonucuna bakar. Nesir, beyitlerden hemen sonra şu cümleyle devam eder: "Bu sebebden bu halk İstanbol'uñ 'imâretinden kaçmaga başladılar." Yani manzume, halkın şehirden kaçışını anlatmadan hemen önce, bir ahlaki uyarı olarak yerleştirilmiştir.
Bir Mesel
Beyitler bilinen bir halk inancını dile getirir: insan ne yaparsa yanına kalmaz; karşılığını ya oğlunda ya kızında ya da kendi canında bulur. İkinci beyit bu sözün ezelden söylenen bir mesel, bir atasözü olduğunu ve bütün akıllıların divanına yazıldığını söyler. Üçüncü beyit sözü doğrudan halka yapılan kötülüğe bağlar: Tanrı bunu kimsenin canında bırakmaz, yani cezasız bırakmaz. Bu uyarının kime yöneltildiği açıkça söylenmez; ama bir önceki bâbda mukataayı getiren vezir Rûm Mehmed'in sonradan "it gibi" boğdurulduğu anlatılmıştı. Manzume bu sonu, yapılan kötülüğün sahibine dönmesinin bir örneği olarak sezdirir. Yanında, cânında, dîvânında ve yeniden cânında: aynı kafiye sözünün iki kez dönmesi, kısa parçanın bir mesel gibi akılda kalmasına yardım eder.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 490 (çeviriyazı metin, bâb 123).






