Özgün Metin

Gine bir kurs-ı gün togdı cihana
Musavver oldı ef'âlde nişâna
Tola garba vü şarka berre bahra
Ola güneş gibi lütfı 'ayâna
Kılıcından anuñ ditreye taglar
Bulutlar kaça gireler tumana
'Arab 'Acem Bulgar Sind'e
Vire hükmi ki tîz gelüñ dîvâna
Mutî' ola cihan mahlûkı düpdüz
Bu şâhuñ hükmine kamu yigâne
Temerrüd ehli kâfiri kıra ol
İde sarâyların köşkin vîrâne
Dü kevni 'adl ü bedli ma'mûr ide
Diyeler şâhinşâh geldi beyâna

Günümüz Türkçesiyle

1. Yine dünyaya bir güneş kursu doğdu; işlerinde (bir) nişan olarak tasvir edildi.

2. Batıyı da doğuyu da, karayı da denizi de doldursun; lütfu güneş gibi açık olsun.

3. Kılıcından dağlar titresin; bulutlar kaçıp dumana girsin.

4. Arap, Acem, Bulgar ve Sind'e "Çabuk divana gelin" diye hükmünü versin.

5. Dünyanın yaratıkları düpedüz itaat etsin; hepsi bu eşsiz şahın hükmüne (boyun eğsin).

6. O, inatçı kâfirleri kırsın; saraylarını, köşklerini viran etsin.

7. İki dünyayı adalet ve cömertlikle mamur etsin; "Şehinşah ortaya çıktı" desinler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Ada Köprüsünde Bir Uyarı

Fatih'in tahta çıkışını anlatan yüz yirmi birinci bâb, II. Murad'ın ölümüyle açılır: Murad Edirne'de Ada köprüsünden geçerken Emir Seyyid'in müridi olan bir derviş ona ölümünü haber verir; Murad Saruca Paşa'yı ve İshak Paşa'yı tövbesine tanık tutar ve kısa süre sonra ölür. Ölüm on üç gün gizlenir; Mehmed Manisa'dan gelip Edirne'de tahta oturur. İsfendiyar kızından olan küçük kardeşi "makāmına gönderilir". Karamanoğlu İbrahim Germiyan, Aydın ve Menteşe üzerinde hak iddiasına kalkışır. Mehmed Bursa'ya, oradan Akşehir'e yürür ve Akşehir'i vilayetiyle birlikte alır; yazar alaycı bir dille Karamanoğlu'nun doğurduğu "harâm-zâde oglanlar"ın kaçıp analarının karnına girdiğini söyler. Konya'ya yönelince Karamanoğlu ağlayıp yalvarır: "Günâhlaruma tevbe." Paşalara da "tutu filorisi" gönderir; yazar paşaların "gâyet udlu", yani utangaç kişiler olduğunu ekler. Paşalar hünkârı razı eder: Karamanoğlu kızını verecek ve her yıl sefere katılacaktır. Mehmed vilayeti ona geri bırakır.

Yeni Güneş

Genç hükümdar bir güneş imgesiyle karşılanır. Bir güneş kursu doğmuştur; batıyı ve doğuyu, karayı ve denizi doldurmalıdır. Üçüncü beyitte kılıcından dağların titreyeceği, bulutların kaçacağı söylenir. Dördüncü ve beşinci beyitler bir cihan hâkimiyeti dileği taşır: Arap, Acem, Bulgar ve Sind divana çağrılır, bütün yaratıklar bu biricik şaha boyun eğer. Son iki beyit bir hükümdar programı gibidir: inatçı kâfirler kırılacak, iki dünya adalet ve cömertlikle bayındır kılınacaktır. Dördüncü beytin ilk mısraı neşirde eksik heceli görünür; "'Arab 'Acem Bulgar Sind'e" sözüne bir ekleme yapılmamıştır. Cihana, nişâna, 'ayâna, tumana, dîvâna, yigâne, vîrâne ve beyâna kafiyeleri "-âna" ile "-âne" arasında dolaşır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 485-486 (çeviriyazı metin, bâb 121).