Özgün Metin
İki leşker dürişüp olsa 'arbe
Kimine kılıç irer kimine harbe
Kimi kaçar anı kovar bulınmaz
Er olan karşu varur oka darba
Gāziler togrı olur dîn yolında
Salalar dîn kılıcın şarka garba
Günümüz Türkçesiyle
1. İki ordu çarpışıp savaş olsa, kimine kılıç erişir, kimine mızrak.
2. Kimi kaçar, onu kovalayan bulunmaz; er olan karşıya, oka ve darbeye varır.
3. Gaziler din yolunda doğru olur; din kılıcını doğuya ve batıya salarlar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Belgrad Önünde
Belgrad seferi için İstanbul'da bakır atlar ve çanlar bozdurulup toplarda kullanılır; yüz yirmi altıncı bâb Fatih'in Belgrad'a yönelişini bu ayrıntıyla açar. Fatih'in dayısı Karaca Beg Rumeli beylerbeyidir; bir gün meteriste hisara top attırırken hisardan gelen bir pıranki meteris tahtasına çarpar, tahta düşer ve Karaca Beg şehit olur. Gemiler de suda savaşır; birkaçı yok olur. Hünkâr "Hey gaziler, yörimek gerek" der; hünkârın kendi kulları yürür, ama yazar "Rumililü hâyin olup yörimedi" der. Kullar hisara girer; kâfirler bütün güçleriyle onların üzerine yürüyüp geri çevirir, birçoğunu şehit eder. Padişah ata biner, "Hey gaziler, dahı ne turalum" diyerek kâfirlerin üzerine yürür; garip yiğitler onunla birlikte saldırır, kâfirleri hisara sürer. Hisarın alınamamasında Rumeli'nin hıyaneti ortaya çıkar; Rumelili beylerin "Biligrad alınırsa bize çift sürmek lâzım gelür" diye düşündükleri, yani uçların kapanacağından korktukları anlatılır. Yazar o yıl biri batıda biri doğuda iki büyük kuyruklu yıldız doğduğunu da kaydeder.
Er Karşıya Varır
Başarısız kuşatma, beyitlerde bir yiğitlik ölçüsüne vurulur. İki ordu çarpışınca kimine kılıç, kimine mızrak değer; kimi kaçar ve kovalanmaz, ama er olan karşıya, oka ve darbeye varır. Bu beyit, hünkârın kendisinin at sürdüğü sahneye ve Rumelili beylerin yürümemesine dolaylı bir gönderme taşır. Son beyit gazilerin din yolunda doğru olduğunu ve din kılıcını doğuya batıya saldığını söyler. Kafiye 'arbe, harbe, darba ve garba sözleriyle kurulur. Fatih'in Belgrad'ı alamadığı bu kuşatma, eserde bir yenilgi olarak değil, beylerin ihaneti yüzünden yarım kalmış bir gaza olarak sunulur.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 495 (çeviriyazı metin, bâb 126).






