Özgün Metin
Bu dem kim şâh ogulları sünnet itdi
Fâzıllar 'izzet-ile geldi gitdi
Yinildi dürlü ni'met lezzet-ile
Gıdâ-yı rûhanîler 'akla gitdi
O demde Âşıkî çok şekker aldı
Niçe kādı şeker hammâlı oldı
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu zamanda ki şahın oğulları sünnet edildi; faziletli kişiler izzetle gelip gitti.
2. Türlü nimetler lezzetle yenildi; ruhani gıdalar akla gitti.
3. O zaman Âşıkî çok şeker aldı; nice kadı şeker hamalı oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Amasya'dan Edirne'ye
Fatih'in oğulları Bayezid ile Mustafa'nın sünnet düğünü, yüz yirmi yedinci bâbda şehzadelerin sancaklarından getirilmesiyle açılır: "Sultân Bâyezîd Amasiyye'de olurdı; anı dahı getürdi. Ve Mustafâ Çelebi Ma'nisa'da olurdı; anı dahı getürdi." Şehzade Bayezid, yani sonraki II. Bayezid, o sırada Amasya sancakbeyidir. Düğün Edirne'de, Meriç'in arasındaki Ada'da kurulur; padişahın otakları buraya dikilir. Çevreye davetçiler gönderilir, bütün sancakbeyleri, her şehrin ileri gelenleri gelir ve Edirne'nin çevresi birkaç günlük yol boyunca düğüne gelenlerle dolar. İlk gün ulema davet edilir; padişahın huzurunda ilmî sohbetler olur, hoşhanlar medihler ve gazeller okur, sofralar kurulur, Kur'an okunur. Ardından her bilginin önüne şeker dolu sini konur; bilginlerin hizmetkârları fotalarını şekerle doldurur. Yazar ekler: "Fakîr dahı bir fota toldurup hidmetkâruma virdüm." Padişah bu azizlere ihsanlar ve hil'atler verir.
Şeker Hamalı Kadılar
Düğünün ilk günü beyitlerde küçük bir mizahla anlatılır. Faziletli kişiler izzetle gelip gitmiş, türlü nimetler yenmiş, ruhani gıdalar da akla gitmiştir; yani ilmî sohbetler akıl için bir ziyafet olmuştur. Son beyitte yazar kendisini de işin içine katar: Âşıkî çok şeker almış, nice kadı da "şeker hamalı" olmuştur. Bu ifade, saygın bilginlerin şeker taşıyan hamallara dönüşmesini anlatan şakacı bir benzetmedir. Bu bâb, Amasya'daki şehzadenin sarayla ilişkisini gösteren canlı bir sahnedir. Âşıkpaşazâde'nin 1457'deki bu Edirne şenliklerine katıldığı ve Fatih'ten ihsan gördüğü TDV maddesinde de yer alır. Beyit sonlarında itdi, gitdi ve oldı sesleri duyulur.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 496 (çeviriyazı metin, bâb 127).






