Özgün Metin
Muhammed Han ki Hak mu'în oldı
Gāziler cümlesi mün'im oldı
Bu han kim kâfire saldı kılıcın
Kamu kâfir cihanda magbûn oldı
Bu hanuñ heybeti tutdı cihanı
Bu han kamu handan key muhsin oldı
Salâbetin işiden hep selâtîn
Tagıldı 'aklı bunlar mecnûn oldı
Çü toldı şarka garba 'adli bedli
Menâkıb Âl-i 'Osmân mevzûn oldı
Bu hana kim mutî' oldı cihanda
Se'âdet buldı tâli' meymûn oldı
Âşıkî Âl-i 'Osmâna du'âcı
Du'â ehli cihanda makbûl oldı
Günümüz Türkçesiyle
1. Muhammed Han ki Hak ona yardımcı oldu; gazilerin hepsi nimetlendi.
2. Bu han ki kâfire kılıcını saldı; dünyada bütün kâfirler aldanmış oldu.
3. Bu hanın heybeti dünyayı tuttu; bu han bütün hanlardan daha iyilik edici oldu.
4. Onun sertliğini işiten sultanların hepsinin aklı dağıldı, bunlar deli oldu.
5. Adaleti ve cömertliği doğuya batıya dolunca Osmanoğullarının menkıbesi vezinli oldu.
6. Dünyada bu hana itaat eden saadet buldu, talihi uğurlu oldu.
7. Âşıkî Osmanoğullarına dua eder; dua ehli dünyada makbul oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mora ve Sırbistan
Yüz yirmi sekizinci bâbda Siroz'dan bir kişi Balyabadra'da (Patras) Müslüman kadınların esir tutulduğunu görüp haber verir ve Fatih Mora'ya yönelir. Mora'da fetihler olur. Aynı dönemde Mahmud Paşa Güğercinlik'i, Ressava'yı, Kuruca'yı ve Branikvac'ı alır; Tahtalı'da Macar leşkeri bozulur, birçok büyük ban tutulur ve sancakları hünkâra getirilir. Bu seferde padişah reayadan alınan çift akçesini yirmi ikiden otuz ikiye çıkarır; yazar "Bu şimdiki otuz ikişer alınan akça ol zamânda bünyâd olundı" der. Yazar kendisinden de söz eder: "Fakîr dahı ol zamânda kim Üsküb'e varmış-ıdum pâdişâhuñ ihsânın uma; ihsân dahı yitişdi ma'a ziyâdetin." Ayrıca Mevlânâ Gûrânî Arabistan'dan yeniden gelmiş ve ona o seferde Bursa kadılığı verilmiştir. Tarih 861 sonu.
Vezinli Menkıbe
Fatih burada yardımı Tanrı'dan gelen, kılıcıyla kâfirleri aldatılmış bırakan, heybetiyle dünyayı tutan bir hükümdar olarak övülür. Dördüncü beyit onun sertliğini işiten sultanların akıllarının dağıldığını söyler. Asıl ağırlık beşinci beyittedir: adaleti ve cömertliği doğuya batıya dolunca Osmanoğullarının menkıbesi "mevzûn", yani vezinli olmuştur. Bu, yazarın kendi eserine, nesrin arasına yerleştirdiği manzumelere bir göndermedir: hanedanın şanı şiire dönüşmüştür. Son beyit yazarın kendi rolünü tanımlar: Âşıkî Osmanoğullarına dua eder ve dua ehli dünyada makbul olmuştur. Nesirdeki Üsküp'te ihsan bekleme ayrıntısıyla birlikte okunduğunda, bu beyit duanın karşılığının da beklendiğini sezdirir. Yedi beyit boyunca redif "oldı" hiç değişmez.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 499 (çeviriyazı metin, bâb 128).






