Özgün Metin
Olaldan 'ömr-i devlet kuvvet-i şâh
Uzatdı devlet eli kabza-i râh
Cemî'i ili yolı kapladı han
Güneş gibi o gündüz gice çü mâh
Bu han mu'ciz-i Ahmed'e irişdi
Çerisi evliyâlar mu'în Allah
Göñülden çünki niyyet itdi pervâz
İrer maksûdına bâ-püşt ü penâh
Günümüz Türkçesiyle
1. Devletin ömrü şahın kuvveti olalıdan beri, devlet eli yolun kabzasını uzattı.
2. Han bütün ilin yolunu kapladı; gündüz güneş gibi, gece ay gibi.
3. Bu han Ahmed'in (Peygamber'in) mucizesine erişti; askeri evliyalardır, yardımcısı Allah'tır.
4. Gönülden niyet kanatlanınca, arkalı ve sığınaklı olarak maksadına erer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Seferde Dört Fetih
Yüz otuz ikinci bâbın başlığı, eserin en uzun başlıklarından biridir: Sultan Muhammed'in Sinop'u, Kastamonu'yu ve bütün vilayetini padişahıyla birlikte, Koylı Hisar'ı ve Trabzon'u "bir seferde mecmû'ını ne sûret-ile feth itdi" bildirilecektir. Manzume bu başlığın hemen ardından, nesirden önce gelir ve bâbın bütününe bir giriş işlevi görür. Bâbın devamında Uzun Hasan'la ilgili olaylar, Mahmud Paşa ile padişah arasındaki niyet konuşması, İsfendiyaroğlu İsmail Beg'in teslimi ve Trabzon seferi anlatılır. Koylı Hisar, bugünkü Koyulhisar'dır.
Niyet Kuşu
İlk beyitte hükümdarın gücü devletin ömrüne bağlanır: şahın kuvveti devletin ömrü olalıdan beri devlet eli uzamıştır. İkinci beyit hanın bütün yolları kapladığını, gündüz güneş, gece ay gibi her yere ulaştığını söyler. Üçüncü beyit bu başarının kaynağını gösterir: han Peygamber'in mucizesine erişmiştir, askeri evliyalardır ve yardımcısı Allah'tır. Bu düşünce, eserin başından beri sürdürdüğü gazilerin evliya ile birlikte yürüdüğü inancının bir tekrarıdır. Son beyitte niyet uçan bir kuşa benzetilir: gönülden kanatlanan niyet, arkasında bir dayanak ve sığınakla maksadına erer. Bâbın ilerleyen yerinde padişahın niyetini Mahmud Paşa'ya bile açmaması anlatılacaktır; bu beyit o gizliliğe de hazırlık yapar. İlk beytin ikinci mısraı kapalıdır; neşirdeki aktarım onu bir kanun ve nizam kılıcı imgesiyle anlar. Kafiyede şâh, râh, mâh, Allah ve penâh "-âh" sesiyle birbirini izler.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 504 (çeviriyazı metin, bâb 132).






