Özgün Metin
Bu İslâm bucagında küfr i zulmet
Amasrı olmış-ıdı dâr-ı zillet
Velî bir burka'ı kalmışdı ancak
Getüre han anı kim dege nevbet
Bu han zulmete varsa nûr ider bil
'Âşıkî Hakka şükr it câna minnet
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu İslam bucağında küfür ve karanlık (vardı); Amasra bir zillet yurdu olmuştu.
2. Ama yalnız bir peçesi kalmıştı; han onu getirsin ki sırası gelsin.
3. Bil ki bu han karanlığa varsa nur eder; Âşıkî, Hakk'a şükret, cana minnet (bil).
Edebî ve Tarihî Yorum
Müşteri Kerimdir
Amasra'nın fethi, yüz otuz birinci bâbda padişahın Mahmud Paşa'ya verdiği hazırlık emriyle başlar; paşa gemiler donatıp yiğitleri bindirir ve Amasra'ya gönderir, padişah da karadan Bolu üzerinden yürür. İsfendiyaroğlu İsmail Beg Sinop'a iner ve padişahın Amasra'ya vardığını duyunca güzel peşkeşler gönderir. Gemiler limana girip demir atar. Bâbın en canlı yeri tekfurun kendi adamlarına yaptığı konuşmadır. Yazar onun düşüncesini bir alışveriş benzetmesiyle verir: "müşteri be-gâyet kerimdür eger satsa; satmasa da cebri alur." Tekfur adamlarına, hisarı vermezlerse kadınlarının ve kızlarının esir edileceğini, kendi kılıçlarıyla boyunlarının vurulacağını sayar ve "bu hisârı eylük-ilen virmek yegrekdür" der. Kâfirler kabul eder; tekfur hisarın anahtarıyla padişaha gelir. Padişah bir kısım ileri gelenleri mallarıyla İstanbul'a gönderir ve hiçbirini esir etmez. Eflak ucundaki bir hisarın halkı Amasra'ya getirilir, büyük kilise camiye çevrilir, hutbe okunur ve bir kadı atanır.
Son Parça
Amasra, beyitlerde Karadeniz kıyısındaki İslam bucağında kalmış karanlık bir köşedir. İkinci beyitteki "burka'", yüz örtüsü, peçedir: kıyının bütün yüzü açılmış, yalnız bir peçesi kalmıştır ve han onu kaldırmaya gelmiştir. Son beyit ışık imgesine döner: bu han karanlığa varsa onu nura çevirir. Yazar Hakk'a şükretmeyi kendine öğütler. Bir önceki manzumenin son beyti bu seferi haber vermişti: "Ve hem Amasrıya han himmeti var." Böylece iki manzume birbirine bağlanır. Neşirde Amasra adı "Amasrı" biçiminde geçer; Amasya ile karıştırılmamalıdır. Zulmet, zillet, nevbet ve minnet, kafiyede "-et" sesini paylaşır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 503 (çeviriyazı metin, bâb 131).






