Özgün Metin
Bildüñ mi cihân kimselere ne'yledi nitdi
Güldi yüzine bir iki gün aldadı yitdi
Uçurdı anı sahrâya o hırs u hevesden
Gaflet tuzagın kurmış-ıdı tîz anı tutdı
Girdi bu cihân bâgına kim bir gülin ala
Hançer gibi dikeni gör cânına batdı
Her nesneyi kim kendünüñ o sandı cihânda
Kim sanu-ımış ancak anuñ gayrısı gitdi
'Âşıkî hayâl atına sen binme cihanda
Kim bindi-y-ise gör anı kim âhırı n'itdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Bildin mi dünya kimselere ne yaptı, ne etti; bir iki gün yüzlerine güldü, aldattı, kayboldu.
2. Onu o hırs ve hevesle sahraya uçurdu; gaflet tuzağını kurmuştu, hemen onu tuttu.
3. Bir gülünü alayım diye bu dünya bağına girdi; gör, hançer gibi dikeni canına battı.
4. Dünyada kendinin sandığı her nesne, (meğer) bir sanı imiş ancak; ondan başkası gitti.
5. Âşıkî, sen dünyada hayal atına binme; kim bindiyse gör sonunda ona ne etti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Öğüt Dizisi
İsfendiyaroğlu İsmail Beg'in Sinop'u teslim ettiği ve beyliğinin sona erdiği yere üç parçalık bir öğüt dizisi yerleştirilmiştir; bu, dizinin sonuncusudur ve neşirde "Bir iki gün olan cihana kalma" manzumesinin hemen ardından ayrı bir başlıkla gelir. Nesirde padişahın İsmail Beg'e elini öptürmediği, onu "ulu karındaşum" diye andığı, sonra hisarlara kendi kullarını koyduğu anlatılmıştı. Bu parça, mısraları daha uzun bir vezinle, aynı düşünceyi bir hikâye gibi işler.
Dünya Bağı
İlk beyit dünyayı insanlara bir iki gün gülen, sonra aldatıp kaybolan bir varlık olarak tanıtır. İkinci beyit av imgesini kullanır: dünya insanı hırs ve hevesle sahraya uçurmuş, gaflet tuzağını kurmuş ve onu hemen yakalamıştır. Üçüncü beyitteki gül ve diken imgesi divan şiirinin bilinen bir imgesidir; ama burada dikenin hançer gibi cana batması, dünya bağına bir gül için giren kişinin aldığı yaranın ağırlığını vurgular. Dördüncü beytin anlamı biraz kapalıdır: kişinin dünyada kendisinin sandığı her şey yalnızca bir sanıdır ve gerçek olan elden gitmiştir. Son beyitte yazar mahlasıyla kendine seslenir: dünyada hayal atına binmemelidir, çünkü binenlerin sonunun ne olduğu ortadadır. Bu beyit, bir beyliğin el değiştirdiği sahnede hem İsmail Beg'e hem de okuyucuya yöneltilmiş bir öğüt olarak okunabilir. Beyitler nitdi, yitdi, tutdı, batdı, gitdi ve n'itdi fiilleriyle, "-di/-dı" redifinde kapanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 507 (çeviriyazı metin, bâb 132).






