Özgün Metin
Cihânda ne ola kim olmamışdur
Yu kulak işidüp göz görmemişdür
Bu insân kim ider hayr u şerden
Ne ola ol kim insân gelmemişdür
Yavuzı idenü hayvândan ednâ
Dinildi "bel adall" mı olmamışdur
Ve hem bil bu 'azab kim ne gürûhdur
Niçe aylar yüzini yumamışdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyada ne var ki olmamıştır; yoksa kulak işitip göz görmemiştir.
2. İnsanın iyilik ve kötülükten yaptığı (nicedir); insanın gelmediği (yapmadığı) şey ne olabilir.
3. Kötülük edene hayvandan aşağı denildi; "belki daha sapkın" (sözü) olmamış mıdır.
4. Hem de bil ki bu azap ne güruhtur; nice aylar yüzünü yıkamamıştır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Koylıhisar
Koylıhisar'ın, yani Koyulhisar'ın hikâyesi yüz otuz dördüncü bâbda bir geri dönüşle başlar: Uzun Hasan daha önce hisarın beyi Hüseyin Beg'i tutup hisarı almıştır. Rumeli beylerbeyi Hamza Beg hisarı kuşatırken azaplar çevredeki bir Ermeni köyünde nâmeşru işler yapar; Ermeni keşişleri Uzun Hasan'a şikâyet eder: önceki beyleri zamanında böyle "murdârlıklar" olmamıştır, şimdi onun gibi azametli bir padişahın zamanında karılarına ve kocalarına bunlar yapılmıştır. Yıllar sonra Fatih Sinop'u aldıktan sonra Koylıhisar'ın üzerine yürür, her yandan toplar kurar; birkaç top hisara değince halkın aklı şaşar ve hisarı teslim ederler. Padişah içine kendi kullarını koyar.
İy Derviş
Bâbın en ilginç yeri, yazarın kendisine yöneltilen soruyu cevaplamasıdır: "Diseler kim iy derviş, bu 'azablar bunuñ gibi nâ-meşrû' hareketi niçün itdiler. Bu Âl-i 'Osmân leşkerine lâyık degül-idi." Cevap Osmanlı ordusunun yapısını anlatır: Osmanlı askeri on iki sınıftır, her bölük bir kavme mahsustur; azaplar padişahın ulufesiyle gittiği için her vilayette onlara yasak yoktur ve padişaha hile eden kavimleri kendi istedikleri gibi incitirler, ta ki o iklim padişaha boyun eğene kadar. Beyitler bu açıklamanın ardından gelir ve iki şeyi birlikte söyler. İlk üç beyit insanın kötülüğe ne kadar yatkın olduğunu anlatır; üçüncü beyitteki "bel adall", Kur'an'daki "belki daha sapkın" ifadesine bir göndermedir ve kötülük edenin hayvandan aşağı olduğunu söyler. Son beyit ise azaplara döner ve küçümseyici bir ayrıntıyla biter: aylarca yüzünü yıkamamış bir güruhtur. Yazar, nesirde azapların işini açıklasa da manzumede onları övmez. Bütün beyitler "-mamışdur/-memişdür" redifiyle olumsuz bir geçmiş zamanda kapanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 510 (çeviriyazı metin, bâb 134).






