Özgün Metin

Bir seferde üç vilâyet feth iden sultân budur
Kâyinâtda lutf u ihsân bedl iden sultân budur
Mazhar-ı lütfı vü kahrı Hak bu hanı eyledi
Feth iden iklîmlere 'adli iden sultân budur
Bil bu Âl-i 'Osmân içre her gelen artuk gelür
Bil bu devrân içre kim artuk olan sultân budur

Günümüz Türkçesiyle

1. Bir seferde üç vilayet fetheden sultan budur; kâinatta lütuf ve ihsan saçan sultan budur.

2. Hak bu hanı lütfunun ve kahrının mazharı eyledi; fethettiği iklimlere adalet eden sultan budur.

3. Bil ki bu Osmanoğulları içinde her gelen daha üstün gelir; bil ki bu devran içinde üstün olan sultan budur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bu Zahmetler Din Yolundadır

Trabzon'a varılışı ve şehrin alınışı, yüz otuz beşinci bâbda bir elçilikle açılır: Uzun Hasan annesi Sara Hatun'u ve Çemişkezek beyi Şeyh Kürt Hasan'ı elçi olarak gönderir. Ordu Bulgar Dağı'nı aşarken padişah piyade yürür. Sara Hatun padişaha bu zahmetleri neden çektiğini sorar ve "bu zahmetler dîn yolınadur" cevabını alır. Trabzon teslim olur; kâfirlerin boş kalan evleri gelen Müslümanlara mülk olarak verilir, hisar sağlamlaştırılır. Padişah dönüşte Sonısa'ya (Sunısa) çıkar. Kızıl Ahmed'e Rumeli'de tımar verilir; ama o Bolu'ya evini toplamaya gidip gece kaçar, Karaman'a, oradan Uzun Hasan'a gider ve Sultan Bayezid devrine kadar onun yanında kalır. İsmail Beg ise Kızıl Ahmed gibi kaçar diye ihtiyatla Yenişehir'den Filibe'ye göçürülür ve ölünceye kadar orada huzur içinde yaşar.

Üç Vilayet

Büyük sefer tek bir cümleye sığdırılır: bir seferde üç vilayet fetheden sultan budur. Bâbın başlığında da söylendiği gibi Sinop, Koylıhisar ve Trabzon bir seferde alınmıştır; yazar bu seferin tarihini 865 (1460-61) olarak verir. Mısralar eserin çoğu manzumesinden uzundur ve her mısra "sultân budur" redifiyle biter; bu da manzumeye bir övgü kasidesinin edasını verir. İkinci beyit hükümdarın iki yüzünü bir arada anar: Tanrı onu lütfunun ve kahrının mazharı kılmıştır. Fethettiği iklimlere adalet eder. Üçüncü beyit hanedan üzerine bir yargı taşır: Osmanoğullarından her gelen bir öncekinden üstündür. Bu, eserin hanedan sürekliliğini yücelten bakışının kısa bir ifadesidir. Kafiyede sultân, ihsân ve yeniden sultân sözleri yer alır; "budur" redifi hiçbir mısrada eksilmez.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 512 (çeviriyazı metin, bâb 135).