Özgün Metin

Teveccüh itse bil han bu cihana
Ola her fi'li 'âlemde nişâne
Ger itse bir işâret cümle hana
Miyân-beste gele kamu dîvâna
Temerrüd ehli cümle bâtıl oldı
Kâfirler kamusı irdi ziyâna
Sa'âdet nûrı, İslâm toldı 'âlem
Gelelden Han Muhammed bu 'ayâna
'Âşıkî bu menâkıb kim yazarsın
Yakındur kim ire cümle beyâna
Okuyup diñleyenler ola hayrân
'Âkıllar bu işe ola dîvâne

Günümüz Türkçesiyle

1. Bil ki han bu dünyaya yönelse, her işi âlemde bir nişan olur.

2. Eğer bütün hanlara bir işaret etse, hepsi bellerini bağlayıp divana gelir.

3. İnat ehlinin hepsi batıl oldu; kâfirlerin hepsi ziyana uğradı.

4. Han Muhammed bu dünyaya geleliden beri âlem saadet nuru ve İslam ile doldu.

5. Âşıkî, yazdığın bu menkıbeler yakındır ki herkese anlatılsın.

6. Okuyup dinleyenler hayran olsun; akıllılar bu işe divane olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Midilli

Eflak gazasından dönen Fatih, yüz otuz sekizinci bâbda yeniden sefere çıkar. Gelibolu'dan ve İstanbul'dan gemiler Midilli'ye yönelir. Hisarın tekfuru dışarı çıkar ve padişahın veziri Mahmud Paşa'ya gelip şöyle der: "İşde bir başumı alup devletlü hanuñ ayagı topragına geldüm." Malını, oğlunu, kızını, karısını hisarda bırakmıştır ve padişahın muradından başka muradı kalmamıştır. Padişah onu huzuruna getirtir; tekfur tahtın önüne baş kor, ona hil'at giydirilir ve Mahmud Paşa'nın çadırının yanında bir çadır kurulur. Mahmud Paşa yazıcılar gönderip hisarın malını zapt eder, halkı deftere yazar. Padişah kendine layık olanı alır, kalanını gazilere, ulemaya ve fukaraya dağıtır. Şehrin sipahileri dağıtılır, çıkarılacaklar çıkarılır, güvenilenler yerinde bırakılır; kadı atanır, boşalan evler mülk olarak yeni gelen Müslümanlara dağıtılır, kiliseler mescide çevrilir ve sancak bir kula verilir. Yazar Eflak ve Midilli seferlerinin yedi ay içinde olduğunu kaydeder.

Yazılan Menkıbeler

İlk iki beyit hanın kudretini anlatır: dünyaya yönelse her işi bir nişan olur, bir işaret etse bütün hanlar bellerini bağlayıp divana gelir. Üçüncü ve dördüncü beyitler sonucu söyler: inatçılar batıl olmuş, kâfirler ziyana uğramış, Han Muhammed geleliden beri âlem İslam ve saadet nuruyla dolmuştur. Son iki beyit yazarın kendi eserine döner. Âşıkî'nin yazdığı menkıbeler yakında herkese anlatılacak, okuyanlar ve dinleyenler hayran kalacak, akıllılar bu işe divane olacaktır. "Okuyup diñleyenler" sözü, eserin hem okunmak hem de bir mecliste yüksek sesle dinlenmek için yazıldığını gösterir. Cihana, nişâne, hana, dîvâna, ziyâna, 'ayâna, beyâna ve dîvâne: sekiz kafiye "-âna" ile "-âne" arasında gidip gelir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 515-516 (çeviriyazı metin, bâb 138).