Özgün Metin
Muhammed Han ki Bosna fethi itdi
O demde Hersek ilin niyyet itdi
Didi Arnavud'a İskenderiyye
Niçe illerde dahı himmet itdi
Neye kim niyyet itse gāzi sultân
Dahı varılmadın Hak kısmet itdi
Bu hanuñ tâli'i dâyim felekde
Ne burca irdi dahı şevket itdi
Gazâ-yı dîn yolında Hak bu hana
'Atâlar Hak bu âle mürvet itdi
Husûsâ kim bu han gör 'âlem içre
Ne devrânlar sürüp ne devre gitdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Muhammed Han ki Bosna'yı fethetti; o zaman Hersek iline niyet etti.
2. Arnavut'a, İskenderiye'ye dedi; nice illere de himmet etti.
3. Gazi sultan neye niyet etse, daha varılmadan Hak onu kısmet etti.
4. Bu hanın talihi daima felektedir; hangi burca erdiyse orada şevket gösterdi.
5. Hak din gazası yolunda bu hana bağışlar (verdi); Hak bu soya mürüvvet etti.
6. Hele bu hanı gör ki dünyada ne devranlar sürüp ne devre gitti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bosna Kralı
Yüz otuz dokuzuncu bâbda Bosna'nın alınışı anlatılırken önce kralın padişahın elçisine kötü davrandığı söylenir. Kral Yayça hisarına kapanır; Mahmud Paşa kralın yakınlarından birini ikna eder ve kral ahitle dışarı çıkar. Padişahın gönlü bundan hoş olmaz: akıncılar akına gönderilmiştir ve padişah Mahmud Paşa'ya "Bu vilâyet hôd âsânlıg-ıla alınur-ımış. Yâ niçün akıncıları göndürdüñ kim bu vilâyeti bozalar" der. Kralın ülkesine bitişik iki vilayetin beylerinin oğulları da padişahın yanındadır. Kral ve bu iki bey tutulup kapıcılar odasına konur. Padişah ulemaya bunların kanlarının ve mallarının helal olup olmadığını sorar. Seferde Mevlânâ Şeyh Ali-yi Bestâmî adında, Bayezid-i Bestâmî neslinden olduğunu söyleyen ve "Musannifek" lakabıyla anılan bir âlim vardır; "Bunuñ gibi kâfirleri öldürmek gazâdur" diye fetva verir ve krala ilk kılıcı kendisi vurur. Hazineler padişaha getirilir, akıncılar büyük ganimetle döner; hisarlara padişahın kulları konur. Tarih 867 (1462-63).
Niyet ve Kısmet
Bosna'nın fethi beyitlerde daha büyük bir niyetin ilk adımıdır. Fatih Bosna'yı alınca Hersek'e niyet etmiştir; Arnavutluk'a ve İskenderiye'ye, yani İşkodra'ya da göz dikmiştir. Üçüncü beyit hükümdarın başarısını Tanrı'nın takdirine bağlar: gazi sultan neye niyet etse, daha oraya varılmadan Tanrı onu kısmet eder. Dördüncü beyit bir yıldız imgesi kullanır: hanın talihi felektedir ve hangi burca erişirse orada şevket gösterir. Beşinci beyit bağışları Tanrı'nın bu soya mürüvvetine bağlar. Son beyit bir hayranlıkla biter: bu han dünyada ne devranlar sürmüştür. Nesirdeki fetva sahnesi manzumede anılmaz; yazar sert olayları nesirde anlatır, manzumede ise övgüye döner. Altı beytin her biri "itdi" redifine bağlanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 518-519 (çeviriyazı metin, bâb 139).






