Özgün Metin

Bir 'aceb Rûm vezîr oldı gine
Şöyle bil kim ogrı girdi bu dîne
Adını mü'min komışdı han anuñ
Fursatın gözlerdi göñülde gine
Kîni budur aldı han İstanbol'ı
Yimez oldı bu Urum pinepişne
Bu vezîr oldı kâfirler gör n'ider
Agu virür dir Müsülmânı kına

Günümüz Türkçesiyle

1. Yine tuhaf bir Rum vezir oldu; şöyle bil ki bu dine bir hırsız girdi.

2. Han onun adını mümin koymuştu; (o ise) gönlünde yine fırsatını gözlerdi.

3. Kini şudur: han İstanbul'u aldı; bu Rum (artık) pinepişne yiyemez oldu.

4. Bu (kişi) vezir oldu; gör kâfirler ne eder; zehir verir, Müslümana "kına" der.

Edebî ve Tarihî Yorum

İlbasan

Arnavutluk seferi yüz kırk birinci bâbda kısa tutulur: padişah İslam askerini toplayıp Arnavut vilayetine girer ve her yana akıncılar salar. Gaziler vilayete girince Arnavut beylerinin bazısı gelip itaat eder, bazısı kaçıp kaybolur. Padişah vilayetin ortasında bir hisar yaptırır, adını İlbasan (Elbasan) koyar ve içine gaziler yerleştirir ki kâfirlerine gaza etsinler. Tarih 870 (1465-66). Bâb şu kısa cümleyle biter: "Ve Sultân Muhammed Han kim bu gazâdan döndi, Rûm Muhammedi vezir oldı."

Dine Giren Hırsız

Hiciv bu tek cümlenin üzerine kurulmuştur. Eserin daha önceki bâblarında Rûm Mehmed, İstanbul'a mukataayı getiren ve şehrin yeniden Rumların eline geçmesini hesaplayan vezir olarak anılmıştı. Burada yazar ondan "bir 'aceb Rûm" diye söz eder ve onu dine giren bir hırsıza benzetir. İkinci beyit hanın ona mümin adı verdiğini, ama onun gönlünde fırsat kolladığını söyler. Üçüncü beyit bu düşmanlığın sebebini gösterir: han İstanbul'u almıştır ve bu Rum artık "pinepişne" yiyemez olmuştur. Bu söz neşirde açıklanmaz; eski bir yemek ya da yaşama biçimine işaret eden bir deyim olduğu anlaşılır. Son beyitte bu kişinin vezir olmasıyla kâfirlerin ne yapacağı sorulur: Müslümana zehir verip üstüne "kına", yani eziyet eder. Bâbın ardından gelen bölümde Rûm Mehmed'in Karaman'da yaptıkları ve Mahmud Paşa'nın azline yol açışı anlatılacaktır. Gine, dîne, gine, pinepişne ve kına kafiyeleri "-ine" sesi çevresinde toplanır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 522 (çeviriyazı metin, bâb 141).