Özgün Metin

Bu dünyâ lezzeti bil agudandur
Seni her yalan ile avudandur
Ve ger biñ yaşasañ dâyim sag olsañ
Soñı süñüklerüñi uvadandur
Kime kim hayr u şer sen kasd idersin
O kasduñ seni sine iledendür
Anuñ-ıla Hakka sen hâzır olasın
Kimüñ hakkı ki olsa diledendür

Günümüz Türkçesiyle

1. Bil ki bu dünyanın lezzeti zehirdendir; seni her yalanla avutandır.

2. Bin yaşasan, hep sağ olsan bile, sonu kemiklerini ufalayandır.

3. Kime iyilik ya da kötülük kastedersen, o kastın seni sineye (mezara) iletendir.

4. Onunla Hakk'ın huzuruna varacaksın; hakkı olan kimse, onu isteyendir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Alaiye ve Gümülcine

Gedük Ahmed'in Alaiye'yi alışı yüz kırk altıncı bâbda bir ailenin hikâyesine dönüşür. Alaiye beyi Lütfi Beg oğlu Kılıç Arslan Beg'dir; yazar onun kız kardeşinin Rûm Mehmed'in hatunu olduğunu kaydeder. Halk teslim olmaya karar verir ve Kılıç Arslan Beg bütün hazinesi ve yakınlarıyla padişaha getirilir. Padişahın yüzünü görünce yüzünü yere koyar. Padişah ona der: "Hey, korkma kim saña ziyânum tokunmaz. Ve hem saña eyü timâr virürem kim vilâyetüñden ziyâde ola." O saat Gümülcine'yi tımar olarak verir, malından ve kumaşından hiçbir şey almaz, karısına ve oğluna da bağışlarda bulunur. Yazar ardından Kılıç Arslan Beg'in Gümülcine'de ne yaptığını anlatır. Gümülcine deniz kenarına yakındır; kıyıda harami gemilerine karşı gözcüler tutulur. Kılıç Arslan Beg oraya varalı beri gözcülüğü kendisi yapar ve deniz kenarında bir çadırı kurulu durur. Bir gün kıyıya yakın bir gemi gelir; Kılıç Arslan Beg ona saldırır gibi atını denize sürer. Gemide hazır bekleyen bir kayık gelip onu alır ve gemiye götürür. Oğlunu ve karısını bırakıp gider. Yazar onların sonunu da yazar: oğlu ölmüştür, karısı da oğlunun yanına konmuştur.

Dünyanın Zehri

Kaçışın ardından dünyanın lezzeti zehre benzetilir: insanı her yalanla avutur ve bin yıl yaşasa bile sonunda kemiklerini ufalar. Üçüncü beyit insanın niyetinin kendisine döndüğünü söyler: kime iyilik ya da kötülük kastedersen, o kastın seni sinene, yani mezara götürür. Son beyit hesap gününü hatırlatır: insan bu kastıyla Hakk'ın huzuruna varacaktır. Beyitler agudandur, avudandur, uvadandur, iledendür ve diledendür sözleriyle "-andur/-endür" redifinde kapanır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 529 (çeviriyazı metin, bâb 146).