Özgün Metin
Zi devrân ki ne devrânlar sürüldi
Muhammed Han 'adûları sürüldi
Çü şevketi irişdi şarka garba
Temerrüd ehli kalmadı sürüldi
Bu âlüñ geleni olur ziyâde
Bu âle hükm-i Hak böyle sürüldi
Bularda 'adl ü bezl ü lutf u insâf
Bulundı tâ kıyâmet kim sürüldi
Mü'ebbeddür bu haslet bil bu âlde
Nevâlar oldı bu âlde sürüldi
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne devran ki ne devranlar sürüldü; Muhammed Han'ın düşmanları sürüldü.
2. Şevketi doğuya batıya erişince inat ehli kalmadı, sürüldü.
3. Bu soyun (her) geleni ziyade olur; bu soya Hakk'ın hükmü böyle sürüldü.
4. Bunlarda adalet, cömertlik, lütuf ve insaf bulundu, kıyamete dek sürüldü.
5. Bil ki bu haslet bu soyda ebedîdir; bu soyda nimetler oldu, sürüldü.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kemah ve İstanbul
Otlukbeli'nin anlatısı bir soru-cevapla sürer. Uzun Hasan'ın tutulan beylerinin ileri gelenleri sorulur: biri Ömer Beg'dir, öbürleri Timur neslinden iki kardeştir; bunlardan başka üç bin kadar tutsak getirilmiştir, ölenlerin sayısını ise Allah'tan başkası bilmez. Yazar "bu Hasan-ı Dırâz'uñ başına gelen hiç bir pâdişâhuñ başına gelmedi" der; sonradan karın ağrısına uğramış ve bu gayretten ölmüştür. İkinci soru, padişahın bu zaferden sonra ne yaptığıdır. Cevap: dönüp gitmiş, "mürüvvet itdi, anuñ vilâyetin yıkmadı." Yolda Kemah hisarı Karahisar yoluna rastlar; padişah onu "bir heybet nazarı-y-ıla" alır. Sonra İstanbul'daki tahtına gelir ve şehre girer girmez Mahmud Paşa'yı yeniden azleder, vezirlikten çıkarır.
Sürüldü
Bütün beyitler tek bir kelimenin, "sürüldi"nin farklı anlamlarını işler. İlk beyitte hem devranların sürülmesi, yani yaşanması, hem de düşmanların sürülmesi, yani kovulması aynı kelimeyle söylenir. İkinci beyitte inatçılar sürülmüş, kovulmuştur. Üçüncü beyitte Hakk'ın hükmü bu soya böyle sürülmüş, yani böyle yürümüştür. Dördüncü ve beşinci beyitlerde adalet, cömertlik, lütuf ve insaf bu soyda kıyamete dek sürmüş, nimetler yaşanmıştır. Bu söz oyunu, zaferin ardından hanedanın sürekliliğini anlatan bir övgüyle birleşir. Üçüncü beyitteki "bu âlüñ geleni olur ziyâde", yani bu soyun her geleninin öncekinden üstün olduğu düşüncesi, eserin başka manzumelerinde de dile getirilmiştir. Nesirdeki Mahmud Paşa'nın azli manzumede anılmaz.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 537 (çeviriyazı metin, bâb 150).






