Özgün Metin

Feth oldı görüñ İskenderiyye
Yakın hisârı odur berre bahre
Anı Hak virdi Gāzi Şâh Han'a
Ümîzdür kim döne Firenk beriye

Günümüz Türkçesiyle

1. Görün, İskenderiye fetholundu; karaya ve denize yakın hisar odur.

2. Onu Hak Gazi Şah Han'a verdi; umarız Frenk beriye döner.

Edebî ve Tarihî Yorum

Havale

İşkodra, eserdeki adıyla İskenderiyye-i Arnavud, yüz elli dördüncü bâbda uzun bir kuşatmanın sonunda alınır. Halkı serkeştir ve hisarına güvenir. Padişah İslam askerini toplar, "Niyyet-i gazâ" diyerek yürür ve hisarın üzerine düşer. Toplar kurulur, büyük savaşlar olur; hisarın birçok yeri ve bazı burçları yıkılır, hücumlar yapılır, ama yazarın deyişiyle "Hak nasîb itmedi, alımadılar." Hisarın karşısına bir havale, yani bir kuşatma kulesi yapılır ve içine yiğit erler konur. Çevre vilayetler fethedilir ve hisar yalnız kalır. Padişah tahtına döner. Sonunda havale ve onu bekleyen asker hisarı bunaltır. Hisarın kâfirleri başta olan gazilere haber gönderir: hisarı ahitle verecekler, ama giden gidecek, kalan kalacak ve kimseye zarar dokunmayacaktır. Gaziler bunu İstanbul'a padişaha bildirir; padişah razı olur. Hisar teslim edilir, gidenler gider, isteyenler kalır; kiliseler mescide çevrilir, gidenlerin evleri gazilere verilir. Tarih 883 (1478-79). Yazar ekler: "Bu Sultân Muhammed'üñ cemî'i gazâsı İskenderiyye'de tamâm oldı."

Frenk Beriye

Fetih yalnız iki beyitle selamlanır. İlk beyit İskenderiye'nin konumunu anar: karaya da denize de yakın bir hisardır. İkinci beyit fethi Tanrı'nın Gazi Şah Han'a bir bağışı olarak sunar ve bir umutla biter: "Ümîzdür kim döne Firenk beriye." Bu mısranın anlamı neşirde açıklanmaz; Frenklerin geri, beri yana dönmesi, yani çekilmesi ya da bu yakaya geçmesi umudu olarak anlaşılabilir. Bu, Fatih'in gazalarının son halkasını anlatan manzumedir; bir sonraki bâb onun ölümünü anlatır. İskenderiyye, bahre ve beriye arasındaki kafiye uyumu gevşektir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 545 (çeviriyazı metin, bâb 154).