Özgün Metin
Neler feth itdi gör han kulı Ahmed
Getürdi mâl u ni'met hana Ahmed
Ve mahbûbeleri yüzleri çün mâh
Niçeler hana kim yitürdi Ahmed
Bu işler kim bu Ahmed Paşa itdi
Neyi kim han buyurdı itdi Ahmed
Bu Ahmed kim gedüklerüñ eridür
Niçe gedükleri berkitdi Ahmed
Günümüz Türkçesiyle
1. Gör, hanın kulu Ahmed neler fethetti; hana mal ve nimet getirdi Ahmed.
2. Yüzleri ay gibi olan güzellerden nicelerini hana ulaştırdı Ahmed.
3. Bu Ahmed Paşa'nın yaptığı işler: han neyi buyurduysa (onu) yaptı Ahmed.
4. Bu Ahmed ki gediklerin eridir; nice gedikleri sağlamlaştırdı Ahmed.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kefe ve Menküb
Kefe'nin fethi için Fatih'in seçtiği kişi, yüz elli birinci bâbda kulu Gedük Ahmed'dir. Ahmed Paşa üç yüz gemiyle yola çıkar. Kefe ahitle teslim olur; kilise cuma mescidine çevrilir, tekfur tutulur ve halk sınıf sınıf deftere yazılır. Ardından Azak'tan, Yabugermen'den Çerkes'e kadar kıyıdaki hisarlar alınır. Menküb (Mangup) bâbın en uzun anlatısıdır. Menküb tekfuru hisarı vermek ister, ama içerideki hasmı ve halk buna razı olmaz; tekfurun karısını ve oğlunu hisardan dışarı sürmek isterler. Hisar savaşla alınamayınca Ahmed Paşa göçüp gider ve hisarın önünde biraz asker bırakır; birkaç gün sonra bu asker de çekilir gibi yapıp hisara yakın bir yerde pusuya girer. Hisarın içine çok halk dolmuştur ve darlıktan bunalmışlardır; askerin çekildiğini görünce dışarı çıkmaya başlarlar. Pusudaki İslam askeri hemen hisarın yakasını alır. Menküb de Kefe gibi yazılır; beyleri ve sipahileri İstanbul'a sürülür, hazineleri padişahın hazinesine konur, kadı atanır, kiliseler mescide çevrilir ve hutbe okunur. Tarih 880 (1475).
Gediklerin Eri
Redif burada bir addır: dört beytin sekiz mısraının her biri "Ahmed" ile biter. Yazar paşayı bir kul olarak över: hana mal ve nimet getirmiş, ay yüzlü güzelleri hana ulaştırmış, hanın buyurduğu her şeyi yapmıştır. Son beyit paşanın lakabıyla oynar. "Gedük" hem paşanın lakabı hem de bir duvarda açılan yarık, boşluk demektir. Yazar onu "gedüklerüñ eri", gediklerin yiğidi olarak anar ve nice gediği sağlamlaştırdığını söyler; yani hem kalelerdeki gedikleri hem de devletin sınırlarındaki boşlukları kapatmıştır. Bu söz oyunu, kısa manzumeyi bir övgü kıtasına dönüştürür.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 540 (çeviriyazı metin, bâb 151).






