Özgün Metin

Şükür itdi tecellî nûr-ı devlet
Yine Hak'dan irişdi cümle ni'met
Yine gör ehl-i İslâm şâd olısar
Ki Hak, Han Bâyezîd'e virdi nusret
İlâhî 'ömr-i devletin ziyâd it
'İnâyetüñden ire ola şevket
İlâhî 'âsilerini zebûn it
Ki kuvvetlü ola zâtında heybet
İlâhî devletin fursatın artur
Ki Han Bâyezîd'dür ehl-i mürüvvet
'Âşıkî yaz menâkıbını bu hanuñ
Du'â ide velîler bile himmet

Günümüz Türkçesiyle

1. Şükür, devlet nuru tecelli etti; bütün nimetler yine Hak'tan erişti.

2. Gör, İslam ehli yine sevinecek; çünkü Hak Han Bayezid'e zafer verdi.

3. İlahi, devletinin ömrünü ziyade et; inayetinden ona şevket erişsin.

4. İlahi, asilerini zebun et ki zatında heybet kuvvetli olsun.

5. İlahi, devletinin fırsatını artır; çünkü Han Bayezid mürüvvet ehlidir.

6. Âşıkî, bu hanın menkıbelerini yaz; veliler de dua ve himmet etsin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Taht-ı Ertana

Fatih öldüğünde kaç oğlu kaldığı sorusuna yüz elli altıncı bâb kısa bir cevapla başlar: "İki ogulları kaldı. Birisi Sultân Bâyezîd Han'dur kim o, taht-ı Ertana hâkimi-y-idi. Ve biri Sultân Cem-idi kim taht-ı Yûnan'da hâkim-idi." Ertana, Sivas ve Amasya çevresinde hüküm sürmüş Eretna beyliğinin adıdır; yazar Şehzade Bayezid'in sancağını bu eski beyliğin tahtı diye anar. Bayezid o sırada Amasya sancakbeyidir. Cem'in tahtı için kullanılan "taht-ı Yûnan" da Karaman tarafını gösterir. Fatih'in naaşı vezirler ve kazaskerler tarafından o gece İstanbul'a getirilir. Keklik Mustafa, babasının ölümünü haber vermek için Bayezid'e gider; Karamanlu vezir ise kendi kulunu Karaman'a, Cem'e gönderir. Yazar araya şunu ekler: "bu aralıkda mâcerâlar çokdur; fakîr ihtisâr itdüm." Keklik Mustafa haberi Bayezid'e iletir: "Sen sag ol, babañ âhirete nakl itdi." Bu haberi işitince Bayezid tahta yönelir.

Amasya'dan Tahta

Bayezid'in tahta çıkışı bir duayla karşılanır. İlk iki beyit sevinci anlatır: devlet nuru tecelli etmiş, nimetler yine Hak'tan erişmiştir; Hak Han Bayezid'e zafer vermiştir ve İslam ehli sevinecektir. Sonraki üç beyit "İlâhî" diye başlayan dualardır: devletinin ömrü uzasın, asileri zebun olsun, fırsatı artsın. Beşinci beyit Bayezid'i "ehl-i mürüvvet", cömertlik ve yiğitlik sahibi olarak anar. Son beyitte yazar kendine bu hanın menkıbelerini yazmasını öğütler. Bu manzume, Amasya'dan İstanbul'a giden bir şehzadenin padişahlığını selamlayan bir parça olarak Amasya tarihi bakımından ayrıca önemlidir. Âşıkpaşazâde eserini II. Bayezid devrinde tamamlamıştır; bu dua, yazarın kendi padişahına yönelik ilk övgüsüdür. Devlet, ni'met, nusret, şevket, heybet, mürüvvet ve himmet: kafiye sözlerinin hepsi bir hükümdara yakışan nitelikleri sayar.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 546 (çeviriyazı metin, bâb 156).