Özgün Metin
Zâlimden halâs itdi mazlûmı han
Du'âlar itdi cümle ehl-i îmân
Bu hanuñ hükm-i 'Îsâ-nefesin bil
Bu iklîm ölmiş-idi buldılar cân
Mısırlu rüşvet-ilen yıkdı iller
Bu han bedl-ile komaz zerre vîrân
Mısır Çerkesi hükmi mensûh oldı
Bu gāzi hanuñ oldı hükmi devrân
Bâyezîd Han devri neye beñzer
Nebîler içre san geldi Süleymân
Zamânuñ dîvleri hep mahbûs oldı
Selâtînler bu handan ister amân
Okunsun hutbesi Ka'be'de yâ Rab
Bu kānûna düzülsün tertîb erkân
'Âşıkînüñ du'âsı hana her dem
Ola 'ömri uzun çok süre devrân
Günümüz Türkçesiyle
1. Han mazlumu zalimden kurtardı; bütün iman ehli dualar etti.
2. Bil ki bu hanın hükmü İsa nefeslidir; bu iklim ölmüştü, can buldular.
3. Mısırlı rüşvetle illeri yıktı; bu han cömertlikle zerre kadar viran bırakmaz.
4. Mısır Çerkesinin hükmü kaldırıldı; devran bu gazi hanın hükmü oldu.
5. Bayezid Han devri neye benzer; sanki peygamberler arasında Süleyman geldi.
6. Zamanın devlerinin hepsi hapsedildi; sultanlar bu handan aman diler.
7. Ya Rab, hutbesi Kâbe'de okunsun; düzen ve erkân bu kanuna göre kurulsun.
8. Âşıkî'nin hana her an duası (şudur): ömrü uzun olsun, devranı çok sürsün.
Edebî ve Tarihî Yorum
Adana ve Tarsus
Anlatı, padişahın bir kuluna verdiği kısa bir emirle sürer: "Var ol mazlûmları o zâlimlerden halâs it." Kul bu emre uyarak Niğde'den hücum edip Adana'ya iner. Zalimlerin hepsi dağılıp kaçar ve mazlumlar hanın kulunu karşılar. Adana'dan Külek kalesine kadar, Alnakşan kalesinin halkı, Millen kalesinin halkı ve Tarsus'un ileri gelenleri padişahın kulunu karşılar ve kalelerini teslim eder; padişahın sancağının gölgesine baş korlar. Kuş Temürlü, Kusunlu ve Kara İsalu boyları da padişahın kuluna boyun eğer. Tarih 890 Cemaziyelevvel başı (1485).
İsa Nefesi
Fetih burada bir kurtuluştur: han mazlumu zalimden kurtarmış, iman ehli dua etmiştir. İkinci beyit hanın hükmünü İsa nefesine benzetir: ölmüş olan bu iklim can bulmuştur. Üçüncü ve dördüncü beyitler Mısır'ı suçlar: Mısırlı rüşvetle illeri yıkmış, Mısır Çerkesinin hükmü kaldırılmıştır. Burada "Çerkes", Memlûk yönetimini anlatır. Beşinci beyit Bayezid'i Süleyman peygambere, altıncı beyit de zamanın devlerinin hapsedilmesiyle onun devlere hükmetmesine benzetir. Yedinci beyit büyük bir dilektir: hutbesi Kâbe'de okunsun. Bu, Memlûklerin elindeki Hicaz'a yönelik bir umudu dile getirir. Son beyit mahlaslı bir duadır. Bâb 162'den sonraki bütün parçalar gibi bunun da Âşıkpaşazâde'nin kaleminden çıktığı kesin değildir; neşrin girişi bu bölümde başka ellerin izini görür. Dokuz kafiye sözü (han, îmân, cân, vîrân, devrân, Süleymân, amân, erkân, devrân) uzun "-ân" sesinde toplanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 555-556 (çeviriyazı metin, bâb 163).






