Özgün Metin

Çü lem'a göndürür güneş cihana
Velî bir lem'adur olur nişâne
Tele'le' nûrıdur tutar cihanı
Olupdur şimdi âsârı 'ayâne
Bu hanuñ eli garba şarka irdi
'Âşikî başla defter ü beyâna

Günümüz Türkçesiyle

1. Güneş dünyaya bir parıltı gönderince, o tek bir parıltıdır ama bir nişan olur.

2. Parıldayan nurudur, dünyayı tutar; şimdi eserleri apaçık olmuştur.

3. Bu hanın eli batıya doğuya erişti; Âşikî, deftere ve anlatmaya başla.

Edebî ve Tarihî Yorum

Eklenmiş Bâblar

S nüshasının 890 tarihli kapanış kaydı geride kalmıştır; bu manzume ondan sonra gelen kısımdadır. Neşrin girişine göre bâb 162 ve sonrası A1 nüshasından alınmıştır ve başka kalemlerce eklenmiş izlenimi verir; mahlas da burada "'Âşikî" biçiminde yazılmıştır. Bu yüzden bu ve sonraki manzumeler, eserin Âşıkpaşazâde'ye ait olduğu kesin olan kısmından ayrı tutulmalıdır.

Çukurova

Yüz altmış ikinci bâb, Süleyman Şah'tan beri Çukurova'da yaşayan Yüreğir, Kusun Varsak, Kara İsa, Üzer, Gündüz ve Kuş Temür boylarını ve Ramazanoğullarını anlatır; Mısır'ın beylikleri rüşvetle verdiği söylenir. Yüz altmış üçüncü bâb ise "bu şimdiki fethe" neyin sebep olduğunu açıklar: Çukurova'yı Mısırlu zulümle harap etmiştir. Sultan Bayezid Karaman vilayetini aldıktan sonra o vilayetin zayıflarının feryadı padişahın kulağına ulaşır ve padişah merhamet gölgesini onlara göndermek ister. Merhamet bir güneş imgesiyle anlatılır. Güneş dünyaya bir parıltı gönderir; tek bir parıltıdır ama bir nişan olur. İkinci beyitte bu parıltı dünyayı tutan bir nura dönüşür ve eserleri apaçık görünür. Son beyit hanın elinin batıya ve doğuya eriştiğini söyler ve yazara deftere ve anlatmaya başlamasını öğütler. Kafiyede cihana, nişâne, 'ayâne ve beyâna sözleri yer alır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 555 (çeviriyazı metin, bâb 163).