Özgün Metin

Hemân-dem kim 'Ali kuşandı yarak
Bilinde zülfekār bindügi burak
'İnâyet-i Hak anuñlan mu'îndür
Resûl mu'cizi hem anuñ-çün çırak
Velîler hâzır oldılar du'âya
İdindi 'Ali göñüllere turak
Yörütdi himmetilen gāzi sultân
Dimez menziline yakın ya ırak
Gazāya gitdi bu himmet eri gör
Tîmârı Şâm gerekdür yâhûd 'Irak

Günümüz Türkçesiyle

1. Ali silahını kuşandığı anda, belinde Zülfikar, bindiği Burak (idi).

2. Hakk'ın inayeti ona yardımcıdır; Resul'ün mucizesi de onun için bir çıraktır.

3. Veliler duaya hazır oldular; Ali gönüllerde yurt edindi.

4. Gazi sultan (onu) himmetiyle yürüttü; menziline yakın ya da uzak demez.

5. Bu himmet erinin gazaya gittiğini gör; tımarı Şam ya da Irak olmalıdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gündüz Açıkça

Bir önceki manzumeden sonra nesir padişahın emriyle devam eder: "Var ol kâfirüñ memleketine gir ve feth it kim hisârlaruma ol gice-y-ile gelmiş ogurlamaga. Sen aña gündüz âşikâre var." Padişah Ali Beg'den kâfirle karşılaşmaya çalışmasını, Allah inayet ederse onunla hesaplaşmasını, karşılaşamazsa vilayetini yıkıp yakmasını ve adamlarını esir etmesini ister. Emir bir karşıtlık üzerine kurulur: kâfir gece hırsız gibi gelmiştir, Ali Beg ise gündüz açıkça gidecektir. Kul padişahın emrine uyup yola çıkmaya niyet eder.

Zülfikar ve Burak

Ali Beg, adaşı Hz. Ali'nin imgeleriyle övülür. İlk beyitte Ali silahını kuşanmıştır; belinde Zülfikar, altında Burak vardır. Zülfikar Hz. Ali'nin kılıcı, Burak Peygamber'in miraç gecesindeki bineğidir. İkinci beyit Hakk'ın inayetinin ona yardımcı olduğunu ve Peygamber'in mucizesinin onun yolunu aydınlatan bir çırak, bir kandil olduğunu söyler. Üçüncü beyitte veliler duaya hazırdır ve Ali gönüllerde yurt edinmiştir. Son iki beyit padişahın himmetini öne çıkarır: gazi sultan onu himmetiyle yürütmüştür ve o menzile yakın ya da uzak demez. Son mısra bir övgü dileğiyle biter: böyle bir himmet erinin tımarı Şam ya da Irak olmalıdır. Bu bâbı da Âşıkpaşazâde'nin yazdığını gösteren sağlam bir delil yoktur. Kafiye ırak ile 'Irak'ı yan yana getiren bir cinasla biter; öncesinde yarak, burak, çırak ve turak vardır.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 557 (çeviriyazı metin, bâb 164).