Özgün Metin

Kıralın Üngürüz'üñ [Engürüz] basmış-ıdı
Süleymân Beg yayını yasmış-ıdı
Ve hem İflak da korkutmış-ıdı
Niçe kerre ilin ürkütmiş-idi
Dahı Sultân Muhammed-ilen turışdı
Kırıldı leşkeri eyü urışdı
Özi başın halâs eyledi yagıdan
Bu kâfirdür niçe leşker tagıdan
Bâyezîd han heybeti anı kaçurdı
Anı Lih banuñ iline göçürdi
'Âşıkî yaz bu hanuñ şevketini
Kulı 'Ali'de olan himmetini
Bu hanuñ himmeti her kulına var
Velî bu kul idinmiş himmeti yâr
Karaman'da odur Varsagı kıran
Vidin'den Üngürüz'e kılıç uran
Üçinci mansıbda feth-i devlet
Ziyâde oldı Hakdan fazl-ı ni'met
Niçe yüz biñ kulı var devlet issi
Velî şimdi 'Ali'nüñ a'lâ desti

Günümüz Türkçesiyle

1. Macar kralını basmıştı; Süleyman Beg'in yayını kırmıştı.

2. Eflak'ı da korkutmuştu; nice kez ilini ürkütmüştü.

3. Sultan Muhammed ile de savaştı; askeri kırıldı, iyi dövüştü.

4. Kendi başını düşmandan kurtardı; bu, nice askeri dağıtan bir kâfirdir.

5. Bayezid Han'ın heybeti onu kaçırdı; onu Leh banının iline göçürdü.

6. Âşıkî, bu hanın şevketini, kulu Ali'deki himmetini yaz.

7. Bu hanın himmeti her kuluna vardır; ama bu kul himmeti dost edinmiş.

8. Karaman'da Varsak'ı kıran odur; Vidin'den Macar'a kılıç vuran (odur).

9. Üçüncü makamında devlet fethi (oldu); Hak'tan nimet ve lütuf ziyade oldu.

10. Devlet sahibinin nice yüz bin kulu var; ama şimdi Ali'nin eli yücedir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Boğdan Tahtı

Ali Beg Tuna'yı geçip Eflak'a girer; Eflak beyleri ve sipahileri gelip ona katılır. Şaban ayının yirmi beşinci günü Boğdan vilayetine girerler. Boğdan'ın birçok beyi itaat eder, ama Karaboğdanoğlu kaybolmuştur; günlerce dağlar, dereler ve sahralar aranır, izi bulunmaz. Sonunda askerinden bir kâfir ele geçer ve "Kaçdı, Lih vilâyetine gitdi" der. Beylerbeyi gazilere vilayeti vurmalarını emreder; altın, gümüş, kumaş ve güzel esirlerden sayısız ganimet alınır. Yazar gazilerin dört ayaklı hayvanları sürmeyi bile beğenmediğini, çünkü az para getirdiğini söylediklerini ekler. Beylerbeyi Boğdan tahtını yakıp yıkar, köşklerini ve saraylarını harap eder, birçok şehri ve köyü yakar. Ardından bir soru gelir: "Bu Karabogdanoglı ne hâllü kâfirdür kim bu hâller anuñ vilâyetine ve başına geldi?" Cevap "Nazm-ıla", yani manzum olarak verilir. Tarih 890 (1485).

Manzum Bir Cevap

Bu parça bir mesnevidir: her beyit kendi içinde kafiyelidir. İlk beş beyit Karaboğdanoğlu'nun geçmişini sayar: Macar kralını basmış, Süleyman Beg'in yayını kırmış, Eflak'ı korkutmuş, Sultan Muhammed ile savaşmış ve askeri kırılsa da başını kurtarmıştır. Beşinci beyitte Bayezid Han'ın heybeti onu kaçırmış ve Leh banının iline göçürmüştür. Neşirde birinci beyitteki "Üngürüz" kelimesinin yanına köşeli parantezle "Engürüz" okuması da konmuştur. İkinci yarı Ali Beg'i över. Hanın himmeti her kuluna vardır, ama Ali Beg himmeti dost edinmiştir; Karaman'da Varsak'ı kıran, Vidin'den Macar'a kılıç vuran odur. Dokuzuncu beyitteki "üçüncü mansıb" ifadesi, Ali Beg'in bu makama üçüncü kez gelişine ya da üçüncü görevine işaret ediyor olabilir; neşirde açıklanmaz. Son beyit "devlet issi"nin yüz binlerce kulu olduğunu, ama şimdi Ali'nin elinin üstün olduğunu söyler. Mesnevi, S nüshasının kapanış kaydından sonraki kısımda durduğu için Âşıkpaşazâde'ye ancak atfen bağlanabilir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 558-559 (çeviriyazı metin, bâb 164).