Özgün Metin
Fethi şâhuñ olınsun dâyim
'Ömri uzun devleti kāyim
Şâh pîr görsün ogullarını müdâm
Bu du'âdur o tertîb dâyim
Sen kabûl it du'âmı yâ Allâh
Nezrüm olsun olam bir ay sâyim
Âşıkî yaz menâkıbını hanuñ
Dimesünler saña gâfil ü nâdim
Kim okursa bu târîhi bir dem
Göñline girmesün anuñ hîç gam
Günümüz Türkçesiyle
1. Şahın fethi daima olsun; ömrü uzun, devleti kaim (olsun).
2. Şah oğullarını daima yaşlanmış görsün; bu dua her zaman bu düzendedir.
3. Ya Allah, sen duamı kabul et; adağım olsun, bir ay oruç tutayım.
4. Âşıkî, hanın menkıbelerini yaz; sana gafil ve pişman demesinler.
5. Kim bu tarihi bir an okursa, onun gönlüne hiç gam girmesin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kili ve Akkerman
Kili ile Akkerman, yüz altmış birinci bâbda anlatılan Kara Boğdan seferinde II. Bayezid'in eline geçer. Eflak askeri de sefere katılır; Deşt hanı da hizmet için gelmiştir ve ona da bağışlar yapılır. Akkerman'a padişahın İslam sancağı dikilir, İslam nöbeti vurulur; emin kişiler şehre girip hisardan çıkacak esirleri çıkarır. Padişah bunların bir kısmını askere bağışlar, bir kısmını İstanbul'a, bir kısmını da Anadolu'da Eski Biga'ya sürer. Kiliseler mescide çevrilir, sürülenlerin boş evleri gazilere verilir, kadı atanır, hutbe okunur ve cuma namazı kılınır. Yazar burada hanedan üzerine bir yargı söyler: "Bu Âl-i 'Osmân'uñ nesli kim gelür, biri birinden devletleri ziyâde olıgelmişdür"; delili de ataların alamadığı hisarları Tanrı'nın oğullarına nasip etmesidir. Tarih 889 (1484).
Eserin Sonu
Bu manzume eserin yapısı bakımından özel bir yerdedir. Hemen ardından eserin bitiş kaydı gelir: "Bu menâkıbuñ temâmınuñ târîhi hicretüñ sekiz yüz toksanında Receb ayınuñ yigirmi altıncı güninde yikşenbih güni temâm olundı." Neşrin girişine göre S nüshası bu kayıtla biter; sonraki bâblar başka bir nüshadan (A1) alınmıştır ve başka kalemlerin eklemesi izlenimini verir. Bu durumda manzume, yazarın kendi eliyle kapanan metnin son şiiridir. Beyitler bir duadır: şahın fethi daim, ömrü uzun, devleti kaim olsun; oğullarını yaşlanmış görsün. Üçüncü beyit kişisel bir adak taşır: yazar duası kabul olursa bir ay oruç tutacaktır. Dördüncü beyitte kendine menkıbeleri yazmasını öğütler ki kimse ona gafil ve pişman demesin. Son beyit okuyucuya döner: bu tarihi bir an okuyanın gönlüne gam girmesin. Dâyim, kāyim, dâyim, sâyim ve nâdim kafiyeleri "-âyim/-âim" sesinde buluşur.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 553 (çeviriyazı metin, bâb 161).






