Özgün Metin
Cihana Hak halîfe itdi hanı
Kemer-beste kulı şâhān-ı cihânı
Hilâfet tahtı üzre han-ı guzât
Münevver idici milk-i îmânı
Muhammed Han oglı Bâyezîd Han
Giderdi dünyeden şekk ü gümânı
'Arab hem 'Acem ve Hind ü Bulgar
Mutî'idür bu mahlûk bu zamânı
Dinildi dürlü diller 'âlem içre
'Âşıkî'dür menâkıb tercümânı
Günümüz Türkçesiyle
1. Hak hanı dünyaya halife etti; dünyanın şahları onun beli bağlı kuludur.
2. Gazilerin hanı, hilafet tahtı üzerinde iman mülkünü aydınlatıcıdır.
3. Muhammed Han oğlu Bayezid Han dünyadan şüpheyi ve sanıyı giderdi.
4. Arap, Acem, Hint ve Bulgar; bu zamanın halkı (ona) boyun eğmiştir.
5. Dünyada türlü diller söylendi; menkıbelerin tercümanı Âşıkî'dir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Amasya'da Bir Medrese
Yüz altmış beşinci bâbın başlığı kısadır: "Âsâr-ı haslet-i Sultân Bâyezîd Han-ı Gāzi", yani II. Bayezid'in eserleri ve hasletleri. Bâb, onun yaptırdığı binaları sayarak başlar ve ilk sırada Amasya gelir: "Amasiyye'de bir 'âlî medrese ve bir 'imâret yapdı." Ardından Osmancık'ta Kızılırmak üzerine yaptırdığı köprü, Tokat'taki imaret ve Edirne'deki medrese, imaret, timarhane ile Tunca köprüsü sayılır. Listenin Amasya ile açılması, Bayezid'in şehzadeliğini orada geçirdiği düşünülünce anlam kazanır. Bayezid'in Amasya'daki eserleri ve şehzadelik yılları II. Bayezid sayfasında anlatılır. Bâb, Bayezid'in Fatih devrindeki bir uygulamayı geri çevirdiğini de kaydeder: "Rûm vezir"in bozduğu teşrifler Osmanlı kanunu üzerine yeniden kurulmuş, gelen fakir zengin olup gider olmuştur. "Nesl-i bühtân" diye anılan vezirin bozduğu vakıflar ve mülkler de sahiplerine geri verilmiştir. Bâbın sonunda Macar, Leh, Eflak, Frenk, Tatar ve Çerkes beylerinden, Mısır sultanından ve Hindistan padişahından elçilerin aynı anda padişahın huzuruna geldiği anlatılır.
Menkıbelerin Tercümanı
Bayezid burada bir cihan halifesidir: dünyanın şahları onun beli bağlı kuludur, hilafet tahtında iman mülkünü aydınlatır. Dördüncü beyit, nesirdeki elçiler listesine bağlanır: Arap, Acem, Hint ve Bulgar ona boyun eğmiştir. Son beyit iddialı bir yargıyla biter: dünyada türlü diller söylenmiştir, ama menkıbelerin tercümanı Âşıkî'dir. Âşıkî mahlasını taşısa da parça, neşrin girişinin başka kalemlere yakıştırdığı bâblardandır. Kafiye dizisi hanı, cihânı, îmânı, gümânı ve zamânı'dan sonra "tercümânı" ile, mahlas sahibinin kendine verdiği sıfatla kapanır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 559-560 (çeviriyazı metin, bâb 165).






