Özgün Metin

Kişilik bilmege insân gerekdür
Ve hem ol tâlib-i Sübhan gerekdür
Ne bilsün cevheri pula satanlar
Ki Çerkez'dür aña harîdâr gerekdür
'Âşıkî hanlara oldı du'âcı
Gönül ma'mûrlıgına han gerekdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Kişiliği bilmek için insan gerekir; hem de o, Sübhan'ı arayan biri olmalıdır.

2. Cevheri pula satanlar ne bilsin; çünkü (onlar) Çerkes'tir, ona bir alıcı gerekir.

3. Âşıkî hanlara duacı oldu; gönlün mamurluğu için han gerekir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Muhtesip

Osmanlı ile Mısır arasındaki kırgınlıklara yüz yetmiş altıncı bâbda bir yenisi eklenir. Fatih birkaç yıl sonra Kayıtbay'a "taht mübârek olsun" diye elçi gönderir; elçi çavuşbaşıdır ve güzel hediyeler götürür. Ama Mısır'da yine kanun üzere hürmet görmez ve şikâyetle döner. Padişah buna melul olur. Mısır sultanı da bu elçinin ardından bir elçi gönderir; gönderdiği kişi bir muhtesiptir. Yazar bunun neden kırıcı olduğunu açıklar: muhtesip "ehl-i sûkuñ ulusı"dur, yani çarşı esnafının başıdır; böyle büyük padişahlara muhtesip göndermek hafifliktir. Fatih bu harekete melul olur ve bu da düşmanlığa bir başlangıç olur. Tarih 884 (1479-80).

Cevher ve Pul

Diplomatik hakaret bir değer ölçüsüyle anlatılır. Kişiliği, yani insanın değerini bilmek için insan olmak gerekir; hem de Tanrı'yı arayan biri olmak. İkinci beyit sert bir benzetme yapar: cevheri pula satanlar onun değerini ne bilsin. Bu kişiler Çerkeslerdir; yani Memlûk yönetimi bir hükümdarın elçisini bir çarşı memuruyla karşılamıştır. Cevheri tanıyacak bir alıcı gerekir. Son beyitte yazar hanlara duacı olduğunu söyler: gönlün mamurluğu için han gerekir. Bu, ek kısmın Osmanlı hanedanına bağlılığını gösteren bir kapanıştır. Neşirde bu beyitler "Ek" kısmında basılmıştır. Üç beytin redifi "gerekdür"dür; bir sonraki manzume de aynı redifle kurulur.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 579 (çeviriyazı metin, bâb 176).