Özgün Metin

Bu Gāzi Orhan Han bindi ata
Sıfâtı mazhar oldı 'ayn-ı zâta
Tecellî burcı Ahmed'den görindi
Göñül gözinde gözle mir'âta
Bu nûr-ı İslâm'a burc oldı Orhan
Âyine düşdi vü bil iki sıfâta

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu Gazi Orhan Han ata bindi; sıfatı, zatın kendisinin göründüğü yer oldu.

2. Tecelli burcu Ahmed'den (Hz. Muhammed'den) göründü; gönül gözüyle o aynaya bak.

3. Orhan bu İslam nuruna burç oldu; ayna iki sıfata düştü, bunu bil.

Edebî ve Tarihî Yorum

İlk Yalnız Sefer

Osman Gazi yirmi ikinci bâbda oğluna şöyle der: "Ogul Orhan, bu Tatar'a gerçi and virdük ve illâ bunlaruñ tatarlıgı gitmez." Orhan'ı gazilerle birlikte Karaçepüş'e ve Karatekin'e gönderir ve yanına dört kişi katar: Akça Koca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal. Gazilere "Ha görem sizi ki dîn yolında niçe deprenürsiz" diye seslenir. Yazar, bunun Orhan Gazi'nin "ibtidâ yaluñuz seferi", yani tek başına çıktığı ilk sefer olduğunu belirtir. Üç beyit doğrudan bu kayda eklenir.

Ayna ve Burç

Sefere çıkan şehzade burada tasavvuf terimleriyle övülür. "Mazhar", "'ayn-ı zât", "tecellî", "mir'ât" kelimeleri, ilahî varlığın yaratılmışlarda görünmesini anlatan vahdet düşüncesinin sözlüğündendir. İkinci beyitte tecellinin burcu Ahmed'dir, yani Hz. Muhammed'in nuru; üçüncü beyitte Orhan bu nurun burcu olur. Burç ile ayna iki ayrı imgedir ama aynı şeyi anlatır: ışık bir kaynaktan doğar ve bir yüzeyde görünür. Son mısradaki "iki sıfat", celâl ile cemâl, yani kahır ile lütuf olarak anlaşılabilir; metin bunu açıkça söylemez. Böyle bir üslup, eserin genellikle sade ve hikâyeci diliyle bir tezat oluşturur. Bu üç beytin Âşıkpaşazâde'nin derviş kimliğine en yakın parçalardan biri olduğu söylenebilir. Ata, zâta, mir'âta, sıfâta: kafiye "-âta" sesinde birleşir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 349 (çeviriyazı metin, bâb 22).